Hadi yeniden başlıyalım.
29 Ekim 2015 Perşembe
Anton Makarenko, 'yaşamımın yapıtı' diye nitelendirdiği 'Yaşam Yolu'nun birinci cildinde sokak çocuklarıyla çocuk suçluları bir araya getirerek onları yeni bir yaşam yoluna çıkarışının öyküsünü anlatıyordu... Çeşitli ödüllerin yanı sıra 'edebiyatın gelişmesi alanındaki başarılarından ötürü' de ödüllendirilen, yazdığı romanların tümü, eğitimsel görüş ve deneyimleriyle dünya çapında ün kazanan Makarenko, bu ikinci ciltte, belki de dünya tarihinde bir daha hiç yaşanmayacak, acı ve sevinçlerle dolu bir dönemi, insan olmanın tüm canlılığını, tüm karmaşıklığını, coşkularla, ödüllerle dolu bir savaşımı destanlaştırmaktadır. Maksim Gorki yazarı şu sözlerle kutlamaktadır: " Sevgili Anton Semyonoviç, kitabınızı sevinç ve coşkuyla okudum. Çocuklara karşı duyduğunuz sevgi ve sevecenlik, insan ruhunu ne denli iyi tanıdığınız, yapıtınızın her sayfasında görülmekte. Sizi bu kitabınızdan ötürü içtenlikle kutlarım" Louis Aragon'sa, Yaşam Yolu'yla ilgili duygularını şu sözlerle dile getiriyordu: "Bugün, hiçbir dünya yazın tarihinin Yaşam Yolu'nu yokumsayabileceğini sanmıyorum. Çünkü bu, daha önce eşi görülmemiş bir kitaptır, yeni bir yazın türüdür. Giderek büyüyen etkisini ölçebilmek olanaksız olduğu gibi, onu parlak geleceğinden yoksun bırakmak da olanaksızdır."
30 Mart 2012 Cuma
Şimdi yaklaşık bir kaç gündür KESK eylemi nedeniyle çok gerginim.Öğretmen camiasına büyük ayıp edildi. . İster istemez çalıştığım alan yüzünden KESK'e bağlı bir sendikadayım. İster istemez çünkü benim gibilerin kendini rahatça ifade edebileceği sendika türünü temsil ediyorlar. Örgütlü olamamak gibi bir özrümden dolayı kendisine yeterince layık olamadığım sendikama saygım çoğunlukla sonsuz.
Bir kere yapı itibarıyla çoğunluğun fikrine saygı duyamıyorum. Her nedense hep kendi fikrim azınlıkta kalıyor. Azala azala kalakalıyorum. Ama son eylemlerde gerçekten arada kaldım yahu. Ben zorunlu eğitime karşı sorumlu eğitim yanlısı bir kişiyim. O yüzden şu 4+4+4 e ne kadar karşıysam 8+3 de o kadar karşıyım. Mevcut düzenin de savunulacak bir yanı yok ki istemeyen birine neden zorla okuma yazma hatta başka şeyler öğretmek bu kadar önemli olsun çözemedim. İsteniyorsa başım gözüm üstüne gece yarılarına kadar çalışma sözüm söz.
Çocuk gelinlerin önü bu yolla kapanacağına da inanmıyorum. Nitekim benim yurdum insanı aklına koyduğunu yapar , olmadı kayıt dışı evlendirir, en kötüsü okula gitse de başkasına para karşılığı satar. Yani eğitim şart şurt kabul etmez arkadaş en güzel eğitim zorunluluğa bağlı değil isteğe bağlı eğitimdir. Gerçi nacizane fikrimin kabul görmesini beklemiyorum ama yıllardır işin içindeyim istemeyen birine bir şey öğretmek ne kadar zor bilirim. Yurt dışına gittimde beni en çok şaşırtan olayların başında öğrencilerin istekle okula gitmeleriydi. Resmen hayrete düşüyorsunuz. Gerçi okulun kapısında sizi bekleyen asık suratlı müdür yardımcıları olmayınca, ya da okulda sizi taciz etmeyen öğretmenlerle karşılaşınca insan daha isteki gidebilir. Bakınız elimde bir sihirli değnek olsada ilk istediğim şey okullara gülen öğretmenler (gerçi onlarda haklı geçim derdi insanı çok gerdi) ve istekli öğrencilerin geldiği sınıflar yapardım.
Bu yöndeki her türlü çaba ve eylemlerde varım. Kendi okul hayatımı düşünüyorum bir tek gün bile okula gitmek istemedi canım. Kalabalık sınıflarda benim sesim hiç çıkmadı hala kalabalıkta konuşamam. Asık suratlı gergin öğretmenler gördüm (matematik öğretmenim Reyhan sizi tenzih ederim), her türlü akran tacizine maruz kaldım, saçım çekildi, okul benim için bir an evvel bitmesi gereken cezaevi gibiydi. Bitti de kurtuldum mu hayır aynı işkence hala devam ediyor. Çocuğumu aynı koşullarda okutuyorum içim kan ağlıyor. Yapacak bir şey yok çünkü alternatifim yok. Yıllarca özgür eğitim konusunu derinlemesine araştırıyorum. İvan İllich 'okulsuz toplum' da benim fikirlerime yakın duran önermeler getirmiş olsa da toplumda yer bulamamıştır. Nedense insanlar gençlerin rahat bırakılırsa öğrenmeyecekleri kaygısını taşıyor. Nedense diyorum çünkü böyle bir yaşanmışlık ya da eğitim sistemi uygulanmış ve başarısızlığa uğramış değil.
İstesek de istemesek de insanoğlu meraklı bir yaratık öğrenmeye heves edecek hatta öğrenecektir. Dijital dünyada öğrenme isteğe bağlı olacak. Elinin altında onca imkan varken neden okula gidesin ki? İlgi ve yeteneğin doğrultusunda öğrenmenin tarihsel geçmişi bile olduğunu düşünüyorum. Mesela insan ateşi bulmak için zorla okula gönderilmemiştir. Tekerleğin icadında zorunlu eğitimin bir katkısı olmamıştır. İcat ve buluşların çoğunu okulu sevmeyen zeki insanlar yapmıştır.
Sevgili KESK'li cefakar ve de bir o kadar fedakar arkadaşlarım. Eyleminizi daha içten desteklerdim eğerki zorunlu her türlü eğitime bu kadar sert tepkileriniz olsaydı. Şimdi de desteğim yanınızda bir yanım kırık olsada. Çünkü yeni sistemin mevcut olandan daha kötü olacağını sanmıyorum. Polisin müdahalesini hiç doğru bulmuyorum. Zorbalık bana derslerdeki zorbalığı hatırlattı çünkü, yapmanızı istemediğimiz şeyleri zorla yaptırmaya çalışmak, polisin öğretmene yaptığını okulda öğrencilere yapmak istemiyorum. İstenmediğim bir şeye zorlanmak ne kadar kötüdür bilirim. Dikkatinizi buna çekmek istiyorum. Sınıfta konuşan öğrenciye müdahale, öğrenmeyi zorlaştırıyor. Daha demokratik daha verimli eğitim için öğretmenlik mesleğinin koşullarının iyileştirlmesi kadar öğrenciler içinde koşulların iyileştirilmesini ve güzelleştirilmesini dilerim.,
Öğrenci ve öğretmenler için bedava taşımacılık, internet, yemek v.s. Daha olmadı öğretmenlere bol kazanç güvenli gelecek vadetmek, eğitim için soğuk binalara insan yığmaktan daha verimli koşullar sağlayacaktır.
Gelelim kadınlar açısından mevcut sisteme evet kız çocuklarının okula gönderilmesi yönünde zihniyete çalışmak yerine eğitime zorunluluk kolaycılık olacak. Yıllarca kadına yönelik şiddette bir arpa boyu yol gidemezken, kadına pozitif ayrımcılığı kimselere anlatamamışken fırsat eşitliğinden söz etmek boğazıma tıkanan yumruk. Kendimizi eşit sanıyorduk değilmişiz diyen kadınlar için minicik bir hatırlatmam olacak o küçücük kızları okula yollayarak eşitlenebilseydik keşke. Okulda kızların etek boyuyla uğraşan zihniyetler için de eylemlere varım. (Ah Femen kulakların çınlasın)
Sonuç olarak zorunlu eğitimin cengaver evlatları yüzümü kara çıkarın beni şaşırtın zorla öğrendiğiniz bilgileri kadın cinayetlerinde değil ilim irfan yolunda kullanın. 'Atı suya götürebilirsin ama zorla su içiremezssin' (Bir kızılderili atasözü)
Bir kere yapı itibarıyla çoğunluğun fikrine saygı duyamıyorum. Her nedense hep kendi fikrim azınlıkta kalıyor. Azala azala kalakalıyorum. Ama son eylemlerde gerçekten arada kaldım yahu. Ben zorunlu eğitime karşı sorumlu eğitim yanlısı bir kişiyim. O yüzden şu 4+4+4 e ne kadar karşıysam 8+3 de o kadar karşıyım. Mevcut düzenin de savunulacak bir yanı yok ki istemeyen birine neden zorla okuma yazma hatta başka şeyler öğretmek bu kadar önemli olsun çözemedim. İsteniyorsa başım gözüm üstüne gece yarılarına kadar çalışma sözüm söz.
Çocuk gelinlerin önü bu yolla kapanacağına da inanmıyorum. Nitekim benim yurdum insanı aklına koyduğunu yapar , olmadı kayıt dışı evlendirir, en kötüsü okula gitse de başkasına para karşılığı satar. Yani eğitim şart şurt kabul etmez arkadaş en güzel eğitim zorunluluğa bağlı değil isteğe bağlı eğitimdir. Gerçi nacizane fikrimin kabul görmesini beklemiyorum ama yıllardır işin içindeyim istemeyen birine bir şey öğretmek ne kadar zor bilirim. Yurt dışına gittimde beni en çok şaşırtan olayların başında öğrencilerin istekle okula gitmeleriydi. Resmen hayrete düşüyorsunuz. Gerçi okulun kapısında sizi bekleyen asık suratlı müdür yardımcıları olmayınca, ya da okulda sizi taciz etmeyen öğretmenlerle karşılaşınca insan daha isteki gidebilir. Bakınız elimde bir sihirli değnek olsada ilk istediğim şey okullara gülen öğretmenler (gerçi onlarda haklı geçim derdi insanı çok gerdi) ve istekli öğrencilerin geldiği sınıflar yapardım.
Bu yöndeki her türlü çaba ve eylemlerde varım. Kendi okul hayatımı düşünüyorum bir tek gün bile okula gitmek istemedi canım. Kalabalık sınıflarda benim sesim hiç çıkmadı hala kalabalıkta konuşamam. Asık suratlı gergin öğretmenler gördüm (matematik öğretmenim Reyhan sizi tenzih ederim), her türlü akran tacizine maruz kaldım, saçım çekildi, okul benim için bir an evvel bitmesi gereken cezaevi gibiydi. Bitti de kurtuldum mu hayır aynı işkence hala devam ediyor. Çocuğumu aynı koşullarda okutuyorum içim kan ağlıyor. Yapacak bir şey yok çünkü alternatifim yok. Yıllarca özgür eğitim konusunu derinlemesine araştırıyorum. İvan İllich 'okulsuz toplum' da benim fikirlerime yakın duran önermeler getirmiş olsa da toplumda yer bulamamıştır. Nedense insanlar gençlerin rahat bırakılırsa öğrenmeyecekleri kaygısını taşıyor. Nedense diyorum çünkü böyle bir yaşanmışlık ya da eğitim sistemi uygulanmış ve başarısızlığa uğramış değil.
İstesek de istemesek de insanoğlu meraklı bir yaratık öğrenmeye heves edecek hatta öğrenecektir. Dijital dünyada öğrenme isteğe bağlı olacak. Elinin altında onca imkan varken neden okula gidesin ki? İlgi ve yeteneğin doğrultusunda öğrenmenin tarihsel geçmişi bile olduğunu düşünüyorum. Mesela insan ateşi bulmak için zorla okula gönderilmemiştir. Tekerleğin icadında zorunlu eğitimin bir katkısı olmamıştır. İcat ve buluşların çoğunu okulu sevmeyen zeki insanlar yapmıştır.
Sevgili KESK'li cefakar ve de bir o kadar fedakar arkadaşlarım. Eyleminizi daha içten desteklerdim eğerki zorunlu her türlü eğitime bu kadar sert tepkileriniz olsaydı. Şimdi de desteğim yanınızda bir yanım kırık olsada. Çünkü yeni sistemin mevcut olandan daha kötü olacağını sanmıyorum. Polisin müdahalesini hiç doğru bulmuyorum. Zorbalık bana derslerdeki zorbalığı hatırlattı çünkü, yapmanızı istemediğimiz şeyleri zorla yaptırmaya çalışmak, polisin öğretmene yaptığını okulda öğrencilere yapmak istemiyorum. İstenmediğim bir şeye zorlanmak ne kadar kötüdür bilirim. Dikkatinizi buna çekmek istiyorum. Sınıfta konuşan öğrenciye müdahale, öğrenmeyi zorlaştırıyor. Daha demokratik daha verimli eğitim için öğretmenlik mesleğinin koşullarının iyileştirlmesi kadar öğrenciler içinde koşulların iyileştirilmesini ve güzelleştirilmesini dilerim.,
Öğrenci ve öğretmenler için bedava taşımacılık, internet, yemek v.s. Daha olmadı öğretmenlere bol kazanç güvenli gelecek vadetmek, eğitim için soğuk binalara insan yığmaktan daha verimli koşullar sağlayacaktır.
Gelelim kadınlar açısından mevcut sisteme evet kız çocuklarının okula gönderilmesi yönünde zihniyete çalışmak yerine eğitime zorunluluk kolaycılık olacak. Yıllarca kadına yönelik şiddette bir arpa boyu yol gidemezken, kadına pozitif ayrımcılığı kimselere anlatamamışken fırsat eşitliğinden söz etmek boğazıma tıkanan yumruk. Kendimizi eşit sanıyorduk değilmişiz diyen kadınlar için minicik bir hatırlatmam olacak o küçücük kızları okula yollayarak eşitlenebilseydik keşke. Okulda kızların etek boyuyla uğraşan zihniyetler için de eylemlere varım. (Ah Femen kulakların çınlasın)
Sonuç olarak zorunlu eğitimin cengaver evlatları yüzümü kara çıkarın beni şaşırtın zorla öğrendiğiniz bilgileri kadın cinayetlerinde değil ilim irfan yolunda kullanın. 'Atı suya götürebilirsin ama zorla su içiremezssin' (Bir kızılderili atasözü)
19 Mart 2012 Pazartesi
Oracıkta Ölmeliyim
Konuşurken gözlerine bakamıyorum. Ellerine bakamıyorum soğuk soğuk terliyorum. Yağmur yağıyor, alaahııım nedir o gök gürültüsü. Vapur saatine yetişmeliyim. Sürekli saate bakıp duruyorum.Başımdan gitmiyor. Üşüyormusun ,açmısın, bıdı bıdı yahu bi git. Yok illa başımın etini yiyecek. 'Seni görmek hep güzel' dedi. Çıldırdım yahu sen bana neler çektirdin haberin var mı? Öylesine gittin yaaa giderken bir hoşçakal bile demedin öküz. Arayıp küfretmediysem allah belanı versin manyak demediysem bir ödülüm olsun seni bir daha görmeyim istedim. Şimdi nereden çıktın vapur beklerken karşıma yaaa? Onca sene sonra nasıl karşılaştım onunla nasıl? Başkası değil de neden onu gördüm?
Karnım ağrıyor resmen iskelede kusacağım. Kendimi toplayıp 'Lütfen gidermisin seninle konuşmak istemiyorum' diyorum. Bana şaşkın şaşkın bakıyor. Anlamıyor gerçekten anlamıyor bana hala nasıl acı verdiğini yüzüne söylesem anlar mı ondan bile emin değilim. Hep kibar hep alttan alırım. Hiç bir zaman bir insanın hayatında tam olarak olamadım. Tamam anlıyorum çabuk sıkılıyorum. Ben de az çekilir dert değilim ama hayatıma kimseyi alamıyorum diye bu kadar kabalığı da haketmiyorum yani.
Bunu hak edecek çok şey yaptım ama çekemiyorum. Bana bakıyor kırılmış gibi dudak büküyor peki diyip gitmeye çalışıyor. Elimi uzatıyorum hoşçakal demek için dönüyor. Birden beni kucaklıyor boynumu kokluyor. Sıkı sıkı sarılıyor. Allahııım oracıkta ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya. Ama nedense zerre kadar keyif almıyorum bir gitsin istiyorum. Sonunda vapur geliyor koşarak atlıyorum. El sallıyor.
Oh oracıkta kaldı. Gelmeyecek ben de gitmeyeceğim. Huzurluyum, içimde en ufak bir pişmanlık ya da hüzün kalmadı. Bir hüzün çökünce ciddiye almıyorum.Sürekli erteliyorum çekmem gereken acılarımı. Hiç kendimi dayatmamıştım ama hiç tercih edilemeyişimin nedeni bundandır. Nedense durup dururuken birden bardaktan boşalırcasına ağladım. Nasılsa yağmur yağıyordu hazır.Kimse görmedi ağladığımı. Kimse duymadı acılarımı. Kendim kendime ağlayabilirdim yapayalnız. Ciğerim sökülebilir, kimsesizliğimde boğulabilirdim. Yaşasın özgürdüm. Neden mutsuzssam bu kadar anlamıyorum. Ne güzel kendime acıyabilecekken dudaklarımda saçma sapan hıçkırıklar. Telefon çalıyor eski bir dost nasılsın diyor iyi değilim sesim titremese iyiydi. Vapura kadar dayanmalıyım. Oracıkta ölmek duygusuyla başedemiyorum. Oracıkta ölmeliyim.
Sen tut o kadar sev et adam seni bırakıp gitsin. Yıllar sonra da nedense çıksın karşına sanki daha dün görüşmüşüz gibi benle aynı muhabbete devam etmeye çalışıyor. Ya bende mi terslik yaaa. Anlamıyorum insanlar benim acı çekmeyeceğim gibi bir duyguya sahip. Ey insanlık bu kadın acı çekebiliyor. İster inanın ister inanmayın ağlıyorum...
......................................
Karnım ağrıyor resmen iskelede kusacağım. Kendimi toplayıp 'Lütfen gidermisin seninle konuşmak istemiyorum' diyorum. Bana şaşkın şaşkın bakıyor. Anlamıyor gerçekten anlamıyor bana hala nasıl acı verdiğini yüzüne söylesem anlar mı ondan bile emin değilim. Hep kibar hep alttan alırım. Hiç bir zaman bir insanın hayatında tam olarak olamadım. Tamam anlıyorum çabuk sıkılıyorum. Ben de az çekilir dert değilim ama hayatıma kimseyi alamıyorum diye bu kadar kabalığı da haketmiyorum yani.
Bunu hak edecek çok şey yaptım ama çekemiyorum. Bana bakıyor kırılmış gibi dudak büküyor peki diyip gitmeye çalışıyor. Elimi uzatıyorum hoşçakal demek için dönüyor. Birden beni kucaklıyor boynumu kokluyor. Sıkı sıkı sarılıyor. Allahııım oracıkta ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya. Ama nedense zerre kadar keyif almıyorum bir gitsin istiyorum. Sonunda vapur geliyor koşarak atlıyorum. El sallıyor.
Oh oracıkta kaldı. Gelmeyecek ben de gitmeyeceğim. Huzurluyum, içimde en ufak bir pişmanlık ya da hüzün kalmadı. Bir hüzün çökünce ciddiye almıyorum.Sürekli erteliyorum çekmem gereken acılarımı. Hiç kendimi dayatmamıştım ama hiç tercih edilemeyişimin nedeni bundandır. Nedense durup dururuken birden bardaktan boşalırcasına ağladım. Nasılsa yağmur yağıyordu hazır.Kimse görmedi ağladığımı. Kimse duymadı acılarımı. Kendim kendime ağlayabilirdim yapayalnız. Ciğerim sökülebilir, kimsesizliğimde boğulabilirdim. Yaşasın özgürdüm. Neden mutsuzssam bu kadar anlamıyorum. Ne güzel kendime acıyabilecekken dudaklarımda saçma sapan hıçkırıklar. Telefon çalıyor eski bir dost nasılsın diyor iyi değilim sesim titremese iyiydi. Vapura kadar dayanmalıyım. Oracıkta ölmek duygusuyla başedemiyorum. Oracıkta ölmeliyim.
Sen tut o kadar sev et adam seni bırakıp gitsin. Yıllar sonra da nedense çıksın karşına sanki daha dün görüşmüşüz gibi benle aynı muhabbete devam etmeye çalışıyor. Ya bende mi terslik yaaa. Anlamıyorum insanlar benim acı çekmeyeceğim gibi bir duyguya sahip. Ey insanlık bu kadın acı çekebiliyor. İster inanın ister inanmayın ağlıyorum...
......................................
15 Mart 2012 Perşembe
Gel de çık işin içinden. Canlı cap canlı bloğumu okuyanlar bilir ben bir ara aşığım sanıyordum meğersem miğdemi üşütmüşüm. Aşık falan değil sadece salakmışım. Bir de içimde bi kıpırdama bir heyecan olayını da mevsimsel olarak değerlendirirsek sapa sağlamım yani. Ya epeydir aşk yazmaya çalışıyorum olayın içine giremedim yuh bana diyorum. Peto dırdırlanıp duruyoo 'çevrende çoook yakışıklı karizma adamlar var bi kendine gel' diyor yok uleyn kimseye hissedemiyorum ne yapayım. Zaten oldum olası öngörüsüz biriyim.
Her sabah uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Elimde fotoğraf makinesi ota b...a dalıyorum. O kadar deniz manzarası var ben ne haldeyim allaaaahııım. Sağlık delisi bir kişilik oldum. Dengeli besleniyorum (hatta zayıflama derdindeyim o derece yani) sigarayı bıraktım. Ya bu arada sigarayı bam diye bırakanlar nasıl ettiniz ben mi kişiliksizim bana bi yol gösterseniz el verseniz diyorum. Yemin ederim rüyalarıma giriyo be. Bir ara kendimi kaybediyorum o ilk nefes var yaa burnumda evlat kokusu gibi geliyor. Taam bırakıyorum da görenler severek ayrılanlara baktığı gibi bakıyo. Sanki aşkımı bırakıyorum. Hani bir türlü gitsin istemezssin ama gideceğini de bilirsin yaaa acı çekiyoruuum resmen. İnanın bu halimle yapamayacağım delilik yok.
Hem cinslerime hep bir pozitif ayrımcılığım olmuştur. Etrafıma bakıyorum kadın milleti çok güzel. Bakımlı, sevimli, okuyor hatta yazıyor amma velakin erkeklerde bi düşüklük bi mıymıy insanın enerjisi bitiyor. Naan ben mi abartıyorum diyordum baktım bir sürü hatun aynı dertten muzdarip. (Taaam gençlik sana lafım yok 20 lik erkek candır). Bütün bunlar yaşlanma belirtisi bende ama yaşımı da seviyorum zaten başka da seçeneğim yok. Yaşıtım erkek milleti sözüm size bakın rakipleriniz gençliğe örnek alın. Canlanın heyecan katın hayata kendinize bakın. Spor neyim için hala geç değil. Olmadı kozmetik deneyin valla tüketim çılgılığından bahsetmiyorum bi sürü doğal ürünü sizde yapabilirsiniz. Yani şimdi benim aklıma gelmiyor MB de vardır açın okuyun hatta paylaşın.
Aşk dedin mi bir duracaan dediydi arkadaş. Ben de niye durayım atlasam olmaz mı demiştim. Olmazmış bu konuda öğrendiğim her şeyi sizinle paylaşacağııım sözzz. Sıkıntı şu ki öğrenmek bazen sancılı bir süreç olabiliyor.
Her sabah uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Elimde fotoğraf makinesi ota b...a dalıyorum. O kadar deniz manzarası var ben ne haldeyim allaaaahııım. Sağlık delisi bir kişilik oldum. Dengeli besleniyorum (hatta zayıflama derdindeyim o derece yani) sigarayı bıraktım. Ya bu arada sigarayı bam diye bırakanlar nasıl ettiniz ben mi kişiliksizim bana bi yol gösterseniz el verseniz diyorum. Yemin ederim rüyalarıma giriyo be. Bir ara kendimi kaybediyorum o ilk nefes var yaa burnumda evlat kokusu gibi geliyor. Taam bırakıyorum da görenler severek ayrılanlara baktığı gibi bakıyo. Sanki aşkımı bırakıyorum. Hani bir türlü gitsin istemezssin ama gideceğini de bilirsin yaaa acı çekiyoruuum resmen. İnanın bu halimle yapamayacağım delilik yok.
Hem cinslerime hep bir pozitif ayrımcılığım olmuştur. Etrafıma bakıyorum kadın milleti çok güzel. Bakımlı, sevimli, okuyor hatta yazıyor amma velakin erkeklerde bi düşüklük bi mıymıy insanın enerjisi bitiyor. Naan ben mi abartıyorum diyordum baktım bir sürü hatun aynı dertten muzdarip. (Taaam gençlik sana lafım yok 20 lik erkek candır). Bütün bunlar yaşlanma belirtisi bende ama yaşımı da seviyorum zaten başka da seçeneğim yok. Yaşıtım erkek milleti sözüm size bakın rakipleriniz gençliğe örnek alın. Canlanın heyecan katın hayata kendinize bakın. Spor neyim için hala geç değil. Olmadı kozmetik deneyin valla tüketim çılgılığından bahsetmiyorum bi sürü doğal ürünü sizde yapabilirsiniz. Yani şimdi benim aklıma gelmiyor MB de vardır açın okuyun hatta paylaşın.
Aşk dedin mi bir duracaan dediydi arkadaş. Ben de niye durayım atlasam olmaz mı demiştim. Olmazmış bu konuda öğrendiğim her şeyi sizinle paylaşacağııım sözzz. Sıkıntı şu ki öğrenmek bazen sancılı bir süreç olabiliyor.
Ses tonumu ayarlamakla ilgili ciddi bir sorunum var. Bir anda bağırabiliyor ya da çığlık atabiliyorum. Arkadaş tayfasının fazlaca hassas olduğu bu konuda elimden geleni yapmaya çalışssam da,( trafikte birinin ölümüne yol açabilirim) hala olayı çözebilmiş değilim. Oysa ben de yüksek sesten çok rahatsız olurum.
Yazmayım diyorum hemen hemen her gün yazıyorum (ama beni yazzz yazzz diye kışkırtanlar utansın) içimden bir canavar çıkacak. Hemen hemen her şeye muhalifim, gıcığım (en çok da kendime) gel gör ki beni delirten dellendiren şeylerin başında statükocu üstten bakan entellektüel zorbalar. Uleeyn ben öğrenmek istemiyorum belki illa bana bir şey öğretecekler. Valla benim düşünceme göre ey okurr (ahanda kullandım bu cümleyi de gam yemem) ne geldiyse başımıza öğrenmekten geldi yeminle.
Sevmeyi, aşkı hep başkalarından öğrendikte ne oldu?(Gerçi ben hala öğrenemedim salaklığıma doymayım). Aşıksan şunu yapıcaan, bunu ediceen yok anam seviyorsan katlanıcaan, kıskanacaan olmadı sokakta bağırıp kadını öldüreceeen. Hayda demeyin günde 3 kadın öldürülüyor ortalama. Bir çok kişi kan ağlıyorken bazı öğreten adamlar diyorlar ki ya da buyuruyorlar ki efendime söyleyim suç aslında kadının, dayak neyim yemeseydi. Sisteme sırtını dayamasaydı. Sol cenah denilen taifenin ennn çok kullandığı terimler valla tüylerimi diken diken ediyor.
Adam kadını öldürmüş be neyi konuşuyoruz ki. Kadın haketmiş olayını bi geçeceeen. Bir sürü adam öldürülmeyi hakederken biz ne yapıyoruz. Sorguluyoruz efendim. Kadın ne yapmış da bunu haketmiş olayı valla acizane.
Şiddetin her türlüsüne karşıyım anacım. İster ekonomik, ister psikolojik, isterse de fiziksel olsun hepsine karşıyım işte. Yok kendini korumak için şöle savaşacaan böle silahlanacaan bana ters madem silahlanmaya karşıı silahlanılıyor bende barışlanmaya karşı barışlanma taraftarıyım o kadar. Her ne derseniz deyin içimden silahlanmak savaşmak gelmiyor. Bünye meselesi de olabilir tabi bilemiyeceğim.
Ukalalığım beş beş devam ediyorken taciz olayına değmeden gitmem arkadaş. Bir çok manyak tanıdım kadın haketti diyen; kendilerinden insanlık namına utanç duyuyorum. Kıyafet duruş dokunma nedeniyle tacize uğrayan kişilerin suçlanmasına bir çift sözüm olacak. Pek çok kışkırık kıyafet giymiş erkek görmüşlüğüm vardır hatta bana dokun diye yalvaranını gördüm ama içimden hiç birini taciz etmek gelmedi. Gülümsemekle yetindim. En fazla bu yani.
Daha uzun yazmalısın diyen arkadaşlara bir şey demek istiyorum ne gereği var anlaşılmıyor mu dediklerim ?
Ah O Gemide Ben De Olsaydım
alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…
alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!
söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!
Ah Muhsin Ünlü
Yazmayım diyorum hemen hemen her gün yazıyorum (ama beni yazzz yazzz diye kışkırtanlar utansın) içimden bir canavar çıkacak. Hemen hemen her şeye muhalifim, gıcığım (en çok da kendime) gel gör ki beni delirten dellendiren şeylerin başında statükocu üstten bakan entellektüel zorbalar. Uleeyn ben öğrenmek istemiyorum belki illa bana bir şey öğretecekler. Valla benim düşünceme göre ey okurr (ahanda kullandım bu cümleyi de gam yemem) ne geldiyse başımıza öğrenmekten geldi yeminle.
Sevmeyi, aşkı hep başkalarından öğrendikte ne oldu?(Gerçi ben hala öğrenemedim salaklığıma doymayım). Aşıksan şunu yapıcaan, bunu ediceen yok anam seviyorsan katlanıcaan, kıskanacaan olmadı sokakta bağırıp kadını öldüreceeen. Hayda demeyin günde 3 kadın öldürülüyor ortalama. Bir çok kişi kan ağlıyorken bazı öğreten adamlar diyorlar ki ya da buyuruyorlar ki efendime söyleyim suç aslında kadının, dayak neyim yemeseydi. Sisteme sırtını dayamasaydı. Sol cenah denilen taifenin ennn çok kullandığı terimler valla tüylerimi diken diken ediyor.
Adam kadını öldürmüş be neyi konuşuyoruz ki. Kadın haketmiş olayını bi geçeceeen. Bir sürü adam öldürülmeyi hakederken biz ne yapıyoruz. Sorguluyoruz efendim. Kadın ne yapmış da bunu haketmiş olayı valla acizane.
Şiddetin her türlüsüne karşıyım anacım. İster ekonomik, ister psikolojik, isterse de fiziksel olsun hepsine karşıyım işte. Yok kendini korumak için şöle savaşacaan böle silahlanacaan bana ters madem silahlanmaya karşıı silahlanılıyor bende barışlanmaya karşı barışlanma taraftarıyım o kadar. Her ne derseniz deyin içimden silahlanmak savaşmak gelmiyor. Bünye meselesi de olabilir tabi bilemiyeceğim.
Ukalalığım beş beş devam ediyorken taciz olayına değmeden gitmem arkadaş. Bir çok manyak tanıdım kadın haketti diyen; kendilerinden insanlık namına utanç duyuyorum. Kıyafet duruş dokunma nedeniyle tacize uğrayan kişilerin suçlanmasına bir çift sözüm olacak. Pek çok kışkırık kıyafet giymiş erkek görmüşlüğüm vardır hatta bana dokun diye yalvaranını gördüm ama içimden hiç birini taciz etmek gelmedi. Gülümsemekle yetindim. En fazla bu yani.
Daha uzun yazmalısın diyen arkadaşlara bir şey demek istiyorum ne gereği var anlaşılmıyor mu dediklerim ?
Ah O Gemide Ben De Olsaydım
alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…
alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!
söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!
Ah Muhsin Ünlü
Burç Olayı
Ev gene buz gibi ama keyfimiz yerinde. Ev arkadaşımla eğlenip duruyoruz. Mevzuu burçlar. Ben boğa burcuyum malum takıntılarım var. Bir şeye taktım mı takıyorum o derece. Bir kaç zamandır kendimi güvende hissetmediğimden huzursuzum.
O ise kova. Her an kıpır kıpır cap canlı. Elinden her iş geliyor. Bağımsızlığına düşkün. Bu konuda ben de iyyim. Anlaşıyoruz işte. Tek sorun ev soğuk. Dün soğuktan resmen titriyorduk. Bu yıl bize inat havalar ısınmadı.
Arkadaş tayfam nihayet bloğumu okumaya başladı. Gerçi tehdit, yalvarma, duygu sömürüsü hepsini deniyorum amma bence asıl sebep yazma yeteneğim :)) Bazı yazım hatalarım yüzünden fena halde azazlanıp duruyorum. Mesela yazarken yaa denmezmiş. Konuşur gibi yazıyormuşum. Kısa kesiyormuşum bla bla. Hemen savunmaya geçiyorum. Bu benim tarzım felan yemiyolar. Eleştrilerin bini bin para.
Burç konusuda ayrı bir eleştri nedeni. Yok insanları katagorize etme. Ben hiç de başkalarına benzemem. Yok aslında boğa burcuyla ben çok iyi anlaşırım. (Buradaki ince yazılma olayını görüyorum haberiniz olsun).
Neyse ben yapacağımı yapıp burç olayındaki gözlemlerimi yazacağım engel olamayacaksınız.
KOÇ: Erkeği insanı deli eder güyya bağımsızlığına düşkündür. Ama sizin bağımsız olmanıza dayanamaz. Kendini cool zanneder. İnatçıdır, yalnızlığa dayanamaz. Kadını ilgi manyağıdır hiç çekilmez. Sözüne güvenmeyin kendinize gelin.
BOĞA: Erkeğinden uzak durun kadınından korkun. Kafasına koyduğunu yapar. İnatçıdır. İnsanı yorar yeminle alkole başlarsınız hayatınız kayar. Melek yüzlü virüs tarzı kanınıza girer.
İKİZLER: Yalancı güvenilmez. Tek başına anlamsız durur. Çok konuşur beni deli eder.
YENGEÇ: Resmen onu pas geç. Saf, insanı öldüren iyi niyeti ve bencilliği ile çekilir dert değildir misal ben çekmem.
ASLAN: Kendini sevmekten başkasını sevemez. Kendini o kadar beğenir ki bir başkasını beğendiği pek görülmez. Bir aslan asla miyav demez beni kandıran o çocuk şarkısına hala kılım.
BAŞAK: Ya kızma Petoş ama efendi görünselerde tırsak kişiler bunlar. Doğru dürüst fikir beyan edemez kaybetme korkusundan hayatı ıskalarlar. Karekterler oluşana kadar yaşlanıyorlar.
TERAZİ: Başım sıkışssa arayacağım son kişi terazinin tekidir. Mıymıntılığından mı bilmem hiç sevmem.
AKREP: Kıskanç ve çekilmez ama oğluşumun burcu o yüzden kıyamam.
YAY: Genellikle beni gerer, menfaatçi ve popüler olma hevesi kırar herkesi.
OĞLAK: Resmen inat ve olmadık şeylere kızar. Daha ben noluyooz derken celallenir sonra saçma şeylere takar.
KOVA: Görgüsüz ve kaba :)) Ama diğerlerine göre zararsız ve kabul edilibilir.
BALIK: Allaaahııım içime en fazla sıkan burçtur. Daral daral bi hal olursunuz. Ne zaman bir balık görsem kaçma isteğim depreşiyor. Yeminle insanı intihara sürükler ardından da ahhh ahhh çeker.
Bütün bunlar tanıdığım 3-5 kişiye göre yazıldı bakalım ne kadarı doğru?
O ise kova. Her an kıpır kıpır cap canlı. Elinden her iş geliyor. Bağımsızlığına düşkün. Bu konuda ben de iyyim. Anlaşıyoruz işte. Tek sorun ev soğuk. Dün soğuktan resmen titriyorduk. Bu yıl bize inat havalar ısınmadı.
Arkadaş tayfam nihayet bloğumu okumaya başladı. Gerçi tehdit, yalvarma, duygu sömürüsü hepsini deniyorum amma bence asıl sebep yazma yeteneğim :)) Bazı yazım hatalarım yüzünden fena halde azazlanıp duruyorum. Mesela yazarken yaa denmezmiş. Konuşur gibi yazıyormuşum. Kısa kesiyormuşum bla bla. Hemen savunmaya geçiyorum. Bu benim tarzım felan yemiyolar. Eleştrilerin bini bin para.
Burç konusuda ayrı bir eleştri nedeni. Yok insanları katagorize etme. Ben hiç de başkalarına benzemem. Yok aslında boğa burcuyla ben çok iyi anlaşırım. (Buradaki ince yazılma olayını görüyorum haberiniz olsun).
Neyse ben yapacağımı yapıp burç olayındaki gözlemlerimi yazacağım engel olamayacaksınız.
KOÇ: Erkeği insanı deli eder güyya bağımsızlığına düşkündür. Ama sizin bağımsız olmanıza dayanamaz. Kendini cool zanneder. İnatçıdır, yalnızlığa dayanamaz. Kadını ilgi manyağıdır hiç çekilmez. Sözüne güvenmeyin kendinize gelin.
BOĞA: Erkeğinden uzak durun kadınından korkun. Kafasına koyduğunu yapar. İnatçıdır. İnsanı yorar yeminle alkole başlarsınız hayatınız kayar. Melek yüzlü virüs tarzı kanınıza girer.
İKİZLER: Yalancı güvenilmez. Tek başına anlamsız durur. Çok konuşur beni deli eder.
YENGEÇ: Resmen onu pas geç. Saf, insanı öldüren iyi niyeti ve bencilliği ile çekilir dert değildir misal ben çekmem.
ASLAN: Kendini sevmekten başkasını sevemez. Kendini o kadar beğenir ki bir başkasını beğendiği pek görülmez. Bir aslan asla miyav demez beni kandıran o çocuk şarkısına hala kılım.
BAŞAK: Ya kızma Petoş ama efendi görünselerde tırsak kişiler bunlar. Doğru dürüst fikir beyan edemez kaybetme korkusundan hayatı ıskalarlar. Karekterler oluşana kadar yaşlanıyorlar.
TERAZİ: Başım sıkışssa arayacağım son kişi terazinin tekidir. Mıymıntılığından mı bilmem hiç sevmem.
AKREP: Kıskanç ve çekilmez ama oğluşumun burcu o yüzden kıyamam.
YAY: Genellikle beni gerer, menfaatçi ve popüler olma hevesi kırar herkesi.
OĞLAK: Resmen inat ve olmadık şeylere kızar. Daha ben noluyooz derken celallenir sonra saçma şeylere takar.
KOVA: Görgüsüz ve kaba :)) Ama diğerlerine göre zararsız ve kabul edilibilir.
BALIK: Allaaahııım içime en fazla sıkan burçtur. Daral daral bi hal olursunuz. Ne zaman bir balık görsem kaçma isteğim depreşiyor. Yeminle insanı intihara sürükler ardından da ahhh ahhh çeker.
Bütün bunlar tanıdığım 3-5 kişiye göre yazıldı bakalım ne kadarı doğru?
25 Şubat 2012 Cumartesi
Hiçliğime dair...
Öyle bir kaç arkadaşa internetten selam yollarım o kadar. Üşeniyorum karşılaşmaya yaşamaya bile üşengeçim. Ev arkadaşım az evvel bana kötü eleştirilere katlanamadığını söyledi. Ona göre insanlar onu kötülemesin diye temzlik felan yapıyormuş. (En işime yarayan kısmı buu). Düşünüyorum taam ev temizken düzenliyken rahat hissediyorum kendimi ama asıl biri gelecekse daha derli toplu olmaya çalışıyorum işte.
Düzenbazlık mıydı bu yoksa ? Karşındakine saygı duymakla kendine saygı duymak arasında bir fark mı vardı?
Kendim için yaptıklarım aklıma geliyor. Ruj sürmek gibi :) Kendim için, dudaklarım kuruyup çatlıyor kremler falandan ziyade ruj sürüyorum iyi geliyor. Ya da evde şık pijamalar giymek gibi. Akşam gelecek sevgili için giyinmek yemek hazırlamak gibi :)) Kendime özen gösteriyorum tıpkı başkalarına değer verdiklerime özen gösterdiğim gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

