Şimdi yaklaşık bir kaç gündür KESK eylemi nedeniyle çok gerginim.Öğretmen camiasına büyük ayıp edildi. . İster istemez çalıştığım alan yüzünden KESK'e bağlı bir sendikadayım. İster istemez çünkü benim gibilerin kendini rahatça ifade edebileceği sendika türünü temsil ediyorlar. Örgütlü olamamak gibi bir özrümden dolayı kendisine yeterince layık olamadığım sendikama saygım çoğunlukla sonsuz.
Bir kere yapı itibarıyla çoğunluğun fikrine saygı duyamıyorum. Her nedense hep kendi fikrim azınlıkta kalıyor. Azala azala kalakalıyorum. Ama son eylemlerde gerçekten arada kaldım yahu. Ben zorunlu eğitime karşı sorumlu eğitim yanlısı bir kişiyim. O yüzden şu 4+4+4 e ne kadar karşıysam 8+3 de o kadar karşıyım. Mevcut düzenin de savunulacak bir yanı yok ki istemeyen birine neden zorla okuma yazma hatta başka şeyler öğretmek bu kadar önemli olsun çözemedim. İsteniyorsa başım gözüm üstüne gece yarılarına kadar çalışma sözüm söz.
Çocuk gelinlerin önü bu yolla kapanacağına da inanmıyorum. Nitekim benim yurdum insanı aklına koyduğunu yapar , olmadı kayıt dışı evlendirir, en kötüsü okula gitse de başkasına para karşılığı satar. Yani eğitim şart şurt kabul etmez arkadaş en güzel eğitim zorunluluğa bağlı değil isteğe bağlı eğitimdir. Gerçi nacizane fikrimin kabul görmesini beklemiyorum ama yıllardır işin içindeyim istemeyen birine bir şey öğretmek ne kadar zor bilirim. Yurt dışına gittimde beni en çok şaşırtan olayların başında öğrencilerin istekle okula gitmeleriydi. Resmen hayrete düşüyorsunuz. Gerçi okulun kapısında sizi bekleyen asık suratlı müdür yardımcıları olmayınca, ya da okulda sizi taciz etmeyen öğretmenlerle karşılaşınca insan daha isteki gidebilir. Bakınız elimde bir sihirli değnek olsada ilk istediğim şey okullara gülen öğretmenler (gerçi onlarda haklı geçim derdi insanı çok gerdi) ve istekli öğrencilerin geldiği sınıflar yapardım.
Bu yöndeki her türlü çaba ve eylemlerde varım. Kendi okul hayatımı düşünüyorum bir tek gün bile okula gitmek istemedi canım. Kalabalık sınıflarda benim sesim hiç çıkmadı hala kalabalıkta konuşamam. Asık suratlı gergin öğretmenler gördüm (matematik öğretmenim Reyhan sizi tenzih ederim), her türlü akran tacizine maruz kaldım, saçım çekildi, okul benim için bir an evvel bitmesi gereken cezaevi gibiydi. Bitti de kurtuldum mu hayır aynı işkence hala devam ediyor. Çocuğumu aynı koşullarda okutuyorum içim kan ağlıyor. Yapacak bir şey yok çünkü alternatifim yok. Yıllarca özgür eğitim konusunu derinlemesine araştırıyorum. İvan İllich 'okulsuz toplum' da benim fikirlerime yakın duran önermeler getirmiş olsa da toplumda yer bulamamıştır. Nedense insanlar gençlerin rahat bırakılırsa öğrenmeyecekleri kaygısını taşıyor. Nedense diyorum çünkü böyle bir yaşanmışlık ya da eğitim sistemi uygulanmış ve başarısızlığa uğramış değil.
İstesek de istemesek de insanoğlu meraklı bir yaratık öğrenmeye heves edecek hatta öğrenecektir. Dijital dünyada öğrenme isteğe bağlı olacak. Elinin altında onca imkan varken neden okula gidesin ki? İlgi ve yeteneğin doğrultusunda öğrenmenin tarihsel geçmişi bile olduğunu düşünüyorum. Mesela insan ateşi bulmak için zorla okula gönderilmemiştir. Tekerleğin icadında zorunlu eğitimin bir katkısı olmamıştır. İcat ve buluşların çoğunu okulu sevmeyen zeki insanlar yapmıştır.
Sevgili KESK'li cefakar ve de bir o kadar fedakar arkadaşlarım. Eyleminizi daha içten desteklerdim eğerki zorunlu her türlü eğitime bu kadar sert tepkileriniz olsaydı. Şimdi de desteğim yanınızda bir yanım kırık olsada. Çünkü yeni sistemin mevcut olandan daha kötü olacağını sanmıyorum. Polisin müdahalesini hiç doğru bulmuyorum. Zorbalık bana derslerdeki zorbalığı hatırlattı çünkü, yapmanızı istemediğimiz şeyleri zorla yaptırmaya çalışmak, polisin öğretmene yaptığını okulda öğrencilere yapmak istemiyorum. İstenmediğim bir şeye zorlanmak ne kadar kötüdür bilirim. Dikkatinizi buna çekmek istiyorum. Sınıfta konuşan öğrenciye müdahale, öğrenmeyi zorlaştırıyor. Daha demokratik daha verimli eğitim için öğretmenlik mesleğinin koşullarının iyileştirlmesi kadar öğrenciler içinde koşulların iyileştirilmesini ve güzelleştirilmesini dilerim.,
Öğrenci ve öğretmenler için bedava taşımacılık, internet, yemek v.s. Daha olmadı öğretmenlere bol kazanç güvenli gelecek vadetmek, eğitim için soğuk binalara insan yığmaktan daha verimli koşullar sağlayacaktır.
Gelelim kadınlar açısından mevcut sisteme evet kız çocuklarının okula gönderilmesi yönünde zihniyete çalışmak yerine eğitime zorunluluk kolaycılık olacak. Yıllarca kadına yönelik şiddette bir arpa boyu yol gidemezken, kadına pozitif ayrımcılığı kimselere anlatamamışken fırsat eşitliğinden söz etmek boğazıma tıkanan yumruk. Kendimizi eşit sanıyorduk değilmişiz diyen kadınlar için minicik bir hatırlatmam olacak o küçücük kızları okula yollayarak eşitlenebilseydik keşke. Okulda kızların etek boyuyla uğraşan zihniyetler için de eylemlere varım. (Ah Femen kulakların çınlasın)
Sonuç olarak zorunlu eğitimin cengaver evlatları yüzümü kara çıkarın beni şaşırtın zorla öğrendiğiniz bilgileri kadın cinayetlerinde değil ilim irfan yolunda kullanın. 'Atı suya götürebilirsin ama zorla su içiremezssin' (Bir kızılderili atasözü)
30 Mart 2012 Cuma
19 Mart 2012 Pazartesi
Oracıkta Ölmeliyim
Konuşurken gözlerine bakamıyorum. Ellerine bakamıyorum soğuk soğuk terliyorum. Yağmur yağıyor, alaahııım nedir o gök gürültüsü. Vapur saatine yetişmeliyim. Sürekli saate bakıp duruyorum.Başımdan gitmiyor. Üşüyormusun ,açmısın, bıdı bıdı yahu bi git. Yok illa başımın etini yiyecek. 'Seni görmek hep güzel' dedi. Çıldırdım yahu sen bana neler çektirdin haberin var mı? Öylesine gittin yaaa giderken bir hoşçakal bile demedin öküz. Arayıp küfretmediysem allah belanı versin manyak demediysem bir ödülüm olsun seni bir daha görmeyim istedim. Şimdi nereden çıktın vapur beklerken karşıma yaaa? Onca sene sonra nasıl karşılaştım onunla nasıl? Başkası değil de neden onu gördüm?
Karnım ağrıyor resmen iskelede kusacağım. Kendimi toplayıp 'Lütfen gidermisin seninle konuşmak istemiyorum' diyorum. Bana şaşkın şaşkın bakıyor. Anlamıyor gerçekten anlamıyor bana hala nasıl acı verdiğini yüzüne söylesem anlar mı ondan bile emin değilim. Hep kibar hep alttan alırım. Hiç bir zaman bir insanın hayatında tam olarak olamadım. Tamam anlıyorum çabuk sıkılıyorum. Ben de az çekilir dert değilim ama hayatıma kimseyi alamıyorum diye bu kadar kabalığı da haketmiyorum yani.
Bunu hak edecek çok şey yaptım ama çekemiyorum. Bana bakıyor kırılmış gibi dudak büküyor peki diyip gitmeye çalışıyor. Elimi uzatıyorum hoşçakal demek için dönüyor. Birden beni kucaklıyor boynumu kokluyor. Sıkı sıkı sarılıyor. Allahııım oracıkta ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya. Ama nedense zerre kadar keyif almıyorum bir gitsin istiyorum. Sonunda vapur geliyor koşarak atlıyorum. El sallıyor.
Oh oracıkta kaldı. Gelmeyecek ben de gitmeyeceğim. Huzurluyum, içimde en ufak bir pişmanlık ya da hüzün kalmadı. Bir hüzün çökünce ciddiye almıyorum.Sürekli erteliyorum çekmem gereken acılarımı. Hiç kendimi dayatmamıştım ama hiç tercih edilemeyişimin nedeni bundandır. Nedense durup dururuken birden bardaktan boşalırcasına ağladım. Nasılsa yağmur yağıyordu hazır.Kimse görmedi ağladığımı. Kimse duymadı acılarımı. Kendim kendime ağlayabilirdim yapayalnız. Ciğerim sökülebilir, kimsesizliğimde boğulabilirdim. Yaşasın özgürdüm. Neden mutsuzssam bu kadar anlamıyorum. Ne güzel kendime acıyabilecekken dudaklarımda saçma sapan hıçkırıklar. Telefon çalıyor eski bir dost nasılsın diyor iyi değilim sesim titremese iyiydi. Vapura kadar dayanmalıyım. Oracıkta ölmek duygusuyla başedemiyorum. Oracıkta ölmeliyim.
Sen tut o kadar sev et adam seni bırakıp gitsin. Yıllar sonra da nedense çıksın karşına sanki daha dün görüşmüşüz gibi benle aynı muhabbete devam etmeye çalışıyor. Ya bende mi terslik yaaa. Anlamıyorum insanlar benim acı çekmeyeceğim gibi bir duyguya sahip. Ey insanlık bu kadın acı çekebiliyor. İster inanın ister inanmayın ağlıyorum...
......................................
Karnım ağrıyor resmen iskelede kusacağım. Kendimi toplayıp 'Lütfen gidermisin seninle konuşmak istemiyorum' diyorum. Bana şaşkın şaşkın bakıyor. Anlamıyor gerçekten anlamıyor bana hala nasıl acı verdiğini yüzüne söylesem anlar mı ondan bile emin değilim. Hep kibar hep alttan alırım. Hiç bir zaman bir insanın hayatında tam olarak olamadım. Tamam anlıyorum çabuk sıkılıyorum. Ben de az çekilir dert değilim ama hayatıma kimseyi alamıyorum diye bu kadar kabalığı da haketmiyorum yani.
Bunu hak edecek çok şey yaptım ama çekemiyorum. Bana bakıyor kırılmış gibi dudak büküyor peki diyip gitmeye çalışıyor. Elimi uzatıyorum hoşçakal demek için dönüyor. Birden beni kucaklıyor boynumu kokluyor. Sıkı sıkı sarılıyor. Allahııım oracıkta ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya. Ama nedense zerre kadar keyif almıyorum bir gitsin istiyorum. Sonunda vapur geliyor koşarak atlıyorum. El sallıyor.
Oh oracıkta kaldı. Gelmeyecek ben de gitmeyeceğim. Huzurluyum, içimde en ufak bir pişmanlık ya da hüzün kalmadı. Bir hüzün çökünce ciddiye almıyorum.Sürekli erteliyorum çekmem gereken acılarımı. Hiç kendimi dayatmamıştım ama hiç tercih edilemeyişimin nedeni bundandır. Nedense durup dururuken birden bardaktan boşalırcasına ağladım. Nasılsa yağmur yağıyordu hazır.Kimse görmedi ağladığımı. Kimse duymadı acılarımı. Kendim kendime ağlayabilirdim yapayalnız. Ciğerim sökülebilir, kimsesizliğimde boğulabilirdim. Yaşasın özgürdüm. Neden mutsuzssam bu kadar anlamıyorum. Ne güzel kendime acıyabilecekken dudaklarımda saçma sapan hıçkırıklar. Telefon çalıyor eski bir dost nasılsın diyor iyi değilim sesim titremese iyiydi. Vapura kadar dayanmalıyım. Oracıkta ölmek duygusuyla başedemiyorum. Oracıkta ölmeliyim.
Sen tut o kadar sev et adam seni bırakıp gitsin. Yıllar sonra da nedense çıksın karşına sanki daha dün görüşmüşüz gibi benle aynı muhabbete devam etmeye çalışıyor. Ya bende mi terslik yaaa. Anlamıyorum insanlar benim acı çekmeyeceğim gibi bir duyguya sahip. Ey insanlık bu kadın acı çekebiliyor. İster inanın ister inanmayın ağlıyorum...
......................................
15 Mart 2012 Perşembe
Gel de çık işin içinden. Canlı cap canlı bloğumu okuyanlar bilir ben bir ara aşığım sanıyordum meğersem miğdemi üşütmüşüm. Aşık falan değil sadece salakmışım. Bir de içimde bi kıpırdama bir heyecan olayını da mevsimsel olarak değerlendirirsek sapa sağlamım yani. Ya epeydir aşk yazmaya çalışıyorum olayın içine giremedim yuh bana diyorum. Peto dırdırlanıp duruyoo 'çevrende çoook yakışıklı karizma adamlar var bi kendine gel' diyor yok uleyn kimseye hissedemiyorum ne yapayım. Zaten oldum olası öngörüsüz biriyim.
Her sabah uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Elimde fotoğraf makinesi ota b...a dalıyorum. O kadar deniz manzarası var ben ne haldeyim allaaaahııım. Sağlık delisi bir kişilik oldum. Dengeli besleniyorum (hatta zayıflama derdindeyim o derece yani) sigarayı bıraktım. Ya bu arada sigarayı bam diye bırakanlar nasıl ettiniz ben mi kişiliksizim bana bi yol gösterseniz el verseniz diyorum. Yemin ederim rüyalarıma giriyo be. Bir ara kendimi kaybediyorum o ilk nefes var yaa burnumda evlat kokusu gibi geliyor. Taam bırakıyorum da görenler severek ayrılanlara baktığı gibi bakıyo. Sanki aşkımı bırakıyorum. Hani bir türlü gitsin istemezssin ama gideceğini de bilirsin yaaa acı çekiyoruuum resmen. İnanın bu halimle yapamayacağım delilik yok.
Hem cinslerime hep bir pozitif ayrımcılığım olmuştur. Etrafıma bakıyorum kadın milleti çok güzel. Bakımlı, sevimli, okuyor hatta yazıyor amma velakin erkeklerde bi düşüklük bi mıymıy insanın enerjisi bitiyor. Naan ben mi abartıyorum diyordum baktım bir sürü hatun aynı dertten muzdarip. (Taaam gençlik sana lafım yok 20 lik erkek candır). Bütün bunlar yaşlanma belirtisi bende ama yaşımı da seviyorum zaten başka da seçeneğim yok. Yaşıtım erkek milleti sözüm size bakın rakipleriniz gençliğe örnek alın. Canlanın heyecan katın hayata kendinize bakın. Spor neyim için hala geç değil. Olmadı kozmetik deneyin valla tüketim çılgılığından bahsetmiyorum bi sürü doğal ürünü sizde yapabilirsiniz. Yani şimdi benim aklıma gelmiyor MB de vardır açın okuyun hatta paylaşın.
Aşk dedin mi bir duracaan dediydi arkadaş. Ben de niye durayım atlasam olmaz mı demiştim. Olmazmış bu konuda öğrendiğim her şeyi sizinle paylaşacağııım sözzz. Sıkıntı şu ki öğrenmek bazen sancılı bir süreç olabiliyor.
Her sabah uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Elimde fotoğraf makinesi ota b...a dalıyorum. O kadar deniz manzarası var ben ne haldeyim allaaaahııım. Sağlık delisi bir kişilik oldum. Dengeli besleniyorum (hatta zayıflama derdindeyim o derece yani) sigarayı bıraktım. Ya bu arada sigarayı bam diye bırakanlar nasıl ettiniz ben mi kişiliksizim bana bi yol gösterseniz el verseniz diyorum. Yemin ederim rüyalarıma giriyo be. Bir ara kendimi kaybediyorum o ilk nefes var yaa burnumda evlat kokusu gibi geliyor. Taam bırakıyorum da görenler severek ayrılanlara baktığı gibi bakıyo. Sanki aşkımı bırakıyorum. Hani bir türlü gitsin istemezssin ama gideceğini de bilirsin yaaa acı çekiyoruuum resmen. İnanın bu halimle yapamayacağım delilik yok.
Hem cinslerime hep bir pozitif ayrımcılığım olmuştur. Etrafıma bakıyorum kadın milleti çok güzel. Bakımlı, sevimli, okuyor hatta yazıyor amma velakin erkeklerde bi düşüklük bi mıymıy insanın enerjisi bitiyor. Naan ben mi abartıyorum diyordum baktım bir sürü hatun aynı dertten muzdarip. (Taaam gençlik sana lafım yok 20 lik erkek candır). Bütün bunlar yaşlanma belirtisi bende ama yaşımı da seviyorum zaten başka da seçeneğim yok. Yaşıtım erkek milleti sözüm size bakın rakipleriniz gençliğe örnek alın. Canlanın heyecan katın hayata kendinize bakın. Spor neyim için hala geç değil. Olmadı kozmetik deneyin valla tüketim çılgılığından bahsetmiyorum bi sürü doğal ürünü sizde yapabilirsiniz. Yani şimdi benim aklıma gelmiyor MB de vardır açın okuyun hatta paylaşın.
Aşk dedin mi bir duracaan dediydi arkadaş. Ben de niye durayım atlasam olmaz mı demiştim. Olmazmış bu konuda öğrendiğim her şeyi sizinle paylaşacağııım sözzz. Sıkıntı şu ki öğrenmek bazen sancılı bir süreç olabiliyor.
Ses tonumu ayarlamakla ilgili ciddi bir sorunum var. Bir anda bağırabiliyor ya da çığlık atabiliyorum. Arkadaş tayfasının fazlaca hassas olduğu bu konuda elimden geleni yapmaya çalışssam da,( trafikte birinin ölümüne yol açabilirim) hala olayı çözebilmiş değilim. Oysa ben de yüksek sesten çok rahatsız olurum.
Yazmayım diyorum hemen hemen her gün yazıyorum (ama beni yazzz yazzz diye kışkırtanlar utansın) içimden bir canavar çıkacak. Hemen hemen her şeye muhalifim, gıcığım (en çok da kendime) gel gör ki beni delirten dellendiren şeylerin başında statükocu üstten bakan entellektüel zorbalar. Uleeyn ben öğrenmek istemiyorum belki illa bana bir şey öğretecekler. Valla benim düşünceme göre ey okurr (ahanda kullandım bu cümleyi de gam yemem) ne geldiyse başımıza öğrenmekten geldi yeminle.
Sevmeyi, aşkı hep başkalarından öğrendikte ne oldu?(Gerçi ben hala öğrenemedim salaklığıma doymayım). Aşıksan şunu yapıcaan, bunu ediceen yok anam seviyorsan katlanıcaan, kıskanacaan olmadı sokakta bağırıp kadını öldüreceeen. Hayda demeyin günde 3 kadın öldürülüyor ortalama. Bir çok kişi kan ağlıyorken bazı öğreten adamlar diyorlar ki ya da buyuruyorlar ki efendime söyleyim suç aslında kadının, dayak neyim yemeseydi. Sisteme sırtını dayamasaydı. Sol cenah denilen taifenin ennn çok kullandığı terimler valla tüylerimi diken diken ediyor.
Adam kadını öldürmüş be neyi konuşuyoruz ki. Kadın haketmiş olayını bi geçeceeen. Bir sürü adam öldürülmeyi hakederken biz ne yapıyoruz. Sorguluyoruz efendim. Kadın ne yapmış da bunu haketmiş olayı valla acizane.
Şiddetin her türlüsüne karşıyım anacım. İster ekonomik, ister psikolojik, isterse de fiziksel olsun hepsine karşıyım işte. Yok kendini korumak için şöle savaşacaan böle silahlanacaan bana ters madem silahlanmaya karşıı silahlanılıyor bende barışlanmaya karşı barışlanma taraftarıyım o kadar. Her ne derseniz deyin içimden silahlanmak savaşmak gelmiyor. Bünye meselesi de olabilir tabi bilemiyeceğim.
Ukalalığım beş beş devam ediyorken taciz olayına değmeden gitmem arkadaş. Bir çok manyak tanıdım kadın haketti diyen; kendilerinden insanlık namına utanç duyuyorum. Kıyafet duruş dokunma nedeniyle tacize uğrayan kişilerin suçlanmasına bir çift sözüm olacak. Pek çok kışkırık kıyafet giymiş erkek görmüşlüğüm vardır hatta bana dokun diye yalvaranını gördüm ama içimden hiç birini taciz etmek gelmedi. Gülümsemekle yetindim. En fazla bu yani.
Daha uzun yazmalısın diyen arkadaşlara bir şey demek istiyorum ne gereği var anlaşılmıyor mu dediklerim ?
Ah O Gemide Ben De Olsaydım
alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…
alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!
söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!
Ah Muhsin Ünlü
Yazmayım diyorum hemen hemen her gün yazıyorum (ama beni yazzz yazzz diye kışkırtanlar utansın) içimden bir canavar çıkacak. Hemen hemen her şeye muhalifim, gıcığım (en çok da kendime) gel gör ki beni delirten dellendiren şeylerin başında statükocu üstten bakan entellektüel zorbalar. Uleeyn ben öğrenmek istemiyorum belki illa bana bir şey öğretecekler. Valla benim düşünceme göre ey okurr (ahanda kullandım bu cümleyi de gam yemem) ne geldiyse başımıza öğrenmekten geldi yeminle.
Sevmeyi, aşkı hep başkalarından öğrendikte ne oldu?(Gerçi ben hala öğrenemedim salaklığıma doymayım). Aşıksan şunu yapıcaan, bunu ediceen yok anam seviyorsan katlanıcaan, kıskanacaan olmadı sokakta bağırıp kadını öldüreceeen. Hayda demeyin günde 3 kadın öldürülüyor ortalama. Bir çok kişi kan ağlıyorken bazı öğreten adamlar diyorlar ki ya da buyuruyorlar ki efendime söyleyim suç aslında kadının, dayak neyim yemeseydi. Sisteme sırtını dayamasaydı. Sol cenah denilen taifenin ennn çok kullandığı terimler valla tüylerimi diken diken ediyor.
Adam kadını öldürmüş be neyi konuşuyoruz ki. Kadın haketmiş olayını bi geçeceeen. Bir sürü adam öldürülmeyi hakederken biz ne yapıyoruz. Sorguluyoruz efendim. Kadın ne yapmış da bunu haketmiş olayı valla acizane.
Şiddetin her türlüsüne karşıyım anacım. İster ekonomik, ister psikolojik, isterse de fiziksel olsun hepsine karşıyım işte. Yok kendini korumak için şöle savaşacaan böle silahlanacaan bana ters madem silahlanmaya karşıı silahlanılıyor bende barışlanmaya karşı barışlanma taraftarıyım o kadar. Her ne derseniz deyin içimden silahlanmak savaşmak gelmiyor. Bünye meselesi de olabilir tabi bilemiyeceğim.
Ukalalığım beş beş devam ediyorken taciz olayına değmeden gitmem arkadaş. Bir çok manyak tanıdım kadın haketti diyen; kendilerinden insanlık namına utanç duyuyorum. Kıyafet duruş dokunma nedeniyle tacize uğrayan kişilerin suçlanmasına bir çift sözüm olacak. Pek çok kışkırık kıyafet giymiş erkek görmüşlüğüm vardır hatta bana dokun diye yalvaranını gördüm ama içimden hiç birini taciz etmek gelmedi. Gülümsemekle yetindim. En fazla bu yani.
Daha uzun yazmalısın diyen arkadaşlara bir şey demek istiyorum ne gereği var anlaşılmıyor mu dediklerim ?
Ah O Gemide Ben De Olsaydım
alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…
alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!
söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!
Ah Muhsin Ünlü
Burç Olayı
Ev gene buz gibi ama keyfimiz yerinde. Ev arkadaşımla eğlenip duruyoruz. Mevzuu burçlar. Ben boğa burcuyum malum takıntılarım var. Bir şeye taktım mı takıyorum o derece. Bir kaç zamandır kendimi güvende hissetmediğimden huzursuzum.
O ise kova. Her an kıpır kıpır cap canlı. Elinden her iş geliyor. Bağımsızlığına düşkün. Bu konuda ben de iyyim. Anlaşıyoruz işte. Tek sorun ev soğuk. Dün soğuktan resmen titriyorduk. Bu yıl bize inat havalar ısınmadı.
Arkadaş tayfam nihayet bloğumu okumaya başladı. Gerçi tehdit, yalvarma, duygu sömürüsü hepsini deniyorum amma bence asıl sebep yazma yeteneğim :)) Bazı yazım hatalarım yüzünden fena halde azazlanıp duruyorum. Mesela yazarken yaa denmezmiş. Konuşur gibi yazıyormuşum. Kısa kesiyormuşum bla bla. Hemen savunmaya geçiyorum. Bu benim tarzım felan yemiyolar. Eleştrilerin bini bin para.
Burç konusuda ayrı bir eleştri nedeni. Yok insanları katagorize etme. Ben hiç de başkalarına benzemem. Yok aslında boğa burcuyla ben çok iyi anlaşırım. (Buradaki ince yazılma olayını görüyorum haberiniz olsun).
Neyse ben yapacağımı yapıp burç olayındaki gözlemlerimi yazacağım engel olamayacaksınız.
KOÇ: Erkeği insanı deli eder güyya bağımsızlığına düşkündür. Ama sizin bağımsız olmanıza dayanamaz. Kendini cool zanneder. İnatçıdır, yalnızlığa dayanamaz. Kadını ilgi manyağıdır hiç çekilmez. Sözüne güvenmeyin kendinize gelin.
BOĞA: Erkeğinden uzak durun kadınından korkun. Kafasına koyduğunu yapar. İnatçıdır. İnsanı yorar yeminle alkole başlarsınız hayatınız kayar. Melek yüzlü virüs tarzı kanınıza girer.
İKİZLER: Yalancı güvenilmez. Tek başına anlamsız durur. Çok konuşur beni deli eder.
YENGEÇ: Resmen onu pas geç. Saf, insanı öldüren iyi niyeti ve bencilliği ile çekilir dert değildir misal ben çekmem.
ASLAN: Kendini sevmekten başkasını sevemez. Kendini o kadar beğenir ki bir başkasını beğendiği pek görülmez. Bir aslan asla miyav demez beni kandıran o çocuk şarkısına hala kılım.
BAŞAK: Ya kızma Petoş ama efendi görünselerde tırsak kişiler bunlar. Doğru dürüst fikir beyan edemez kaybetme korkusundan hayatı ıskalarlar. Karekterler oluşana kadar yaşlanıyorlar.
TERAZİ: Başım sıkışssa arayacağım son kişi terazinin tekidir. Mıymıntılığından mı bilmem hiç sevmem.
AKREP: Kıskanç ve çekilmez ama oğluşumun burcu o yüzden kıyamam.
YAY: Genellikle beni gerer, menfaatçi ve popüler olma hevesi kırar herkesi.
OĞLAK: Resmen inat ve olmadık şeylere kızar. Daha ben noluyooz derken celallenir sonra saçma şeylere takar.
KOVA: Görgüsüz ve kaba :)) Ama diğerlerine göre zararsız ve kabul edilibilir.
BALIK: Allaaahııım içime en fazla sıkan burçtur. Daral daral bi hal olursunuz. Ne zaman bir balık görsem kaçma isteğim depreşiyor. Yeminle insanı intihara sürükler ardından da ahhh ahhh çeker.
Bütün bunlar tanıdığım 3-5 kişiye göre yazıldı bakalım ne kadarı doğru?
O ise kova. Her an kıpır kıpır cap canlı. Elinden her iş geliyor. Bağımsızlığına düşkün. Bu konuda ben de iyyim. Anlaşıyoruz işte. Tek sorun ev soğuk. Dün soğuktan resmen titriyorduk. Bu yıl bize inat havalar ısınmadı.
Arkadaş tayfam nihayet bloğumu okumaya başladı. Gerçi tehdit, yalvarma, duygu sömürüsü hepsini deniyorum amma bence asıl sebep yazma yeteneğim :)) Bazı yazım hatalarım yüzünden fena halde azazlanıp duruyorum. Mesela yazarken yaa denmezmiş. Konuşur gibi yazıyormuşum. Kısa kesiyormuşum bla bla. Hemen savunmaya geçiyorum. Bu benim tarzım felan yemiyolar. Eleştrilerin bini bin para.
Burç konusuda ayrı bir eleştri nedeni. Yok insanları katagorize etme. Ben hiç de başkalarına benzemem. Yok aslında boğa burcuyla ben çok iyi anlaşırım. (Buradaki ince yazılma olayını görüyorum haberiniz olsun).
Neyse ben yapacağımı yapıp burç olayındaki gözlemlerimi yazacağım engel olamayacaksınız.
KOÇ: Erkeği insanı deli eder güyya bağımsızlığına düşkündür. Ama sizin bağımsız olmanıza dayanamaz. Kendini cool zanneder. İnatçıdır, yalnızlığa dayanamaz. Kadını ilgi manyağıdır hiç çekilmez. Sözüne güvenmeyin kendinize gelin.
BOĞA: Erkeğinden uzak durun kadınından korkun. Kafasına koyduğunu yapar. İnatçıdır. İnsanı yorar yeminle alkole başlarsınız hayatınız kayar. Melek yüzlü virüs tarzı kanınıza girer.
İKİZLER: Yalancı güvenilmez. Tek başına anlamsız durur. Çok konuşur beni deli eder.
YENGEÇ: Resmen onu pas geç. Saf, insanı öldüren iyi niyeti ve bencilliği ile çekilir dert değildir misal ben çekmem.
ASLAN: Kendini sevmekten başkasını sevemez. Kendini o kadar beğenir ki bir başkasını beğendiği pek görülmez. Bir aslan asla miyav demez beni kandıran o çocuk şarkısına hala kılım.
BAŞAK: Ya kızma Petoş ama efendi görünselerde tırsak kişiler bunlar. Doğru dürüst fikir beyan edemez kaybetme korkusundan hayatı ıskalarlar. Karekterler oluşana kadar yaşlanıyorlar.
TERAZİ: Başım sıkışssa arayacağım son kişi terazinin tekidir. Mıymıntılığından mı bilmem hiç sevmem.
AKREP: Kıskanç ve çekilmez ama oğluşumun burcu o yüzden kıyamam.
YAY: Genellikle beni gerer, menfaatçi ve popüler olma hevesi kırar herkesi.
OĞLAK: Resmen inat ve olmadık şeylere kızar. Daha ben noluyooz derken celallenir sonra saçma şeylere takar.
KOVA: Görgüsüz ve kaba :)) Ama diğerlerine göre zararsız ve kabul edilibilir.
BALIK: Allaaahııım içime en fazla sıkan burçtur. Daral daral bi hal olursunuz. Ne zaman bir balık görsem kaçma isteğim depreşiyor. Yeminle insanı intihara sürükler ardından da ahhh ahhh çeker.
Bütün bunlar tanıdığım 3-5 kişiye göre yazıldı bakalım ne kadarı doğru?
25 Şubat 2012 Cumartesi
Hiçliğime dair...
Öyle bir kaç arkadaşa internetten selam yollarım o kadar. Üşeniyorum karşılaşmaya yaşamaya bile üşengeçim. Ev arkadaşım az evvel bana kötü eleştirilere katlanamadığını söyledi. Ona göre insanlar onu kötülemesin diye temzlik felan yapıyormuş. (En işime yarayan kısmı buu). Düşünüyorum taam ev temizken düzenliyken rahat hissediyorum kendimi ama asıl biri gelecekse daha derli toplu olmaya çalışıyorum işte.
Düzenbazlık mıydı bu yoksa ? Karşındakine saygı duymakla kendine saygı duymak arasında bir fark mı vardı?
Kendim için yaptıklarım aklıma geliyor. Ruj sürmek gibi :) Kendim için, dudaklarım kuruyup çatlıyor kremler falandan ziyade ruj sürüyorum iyi geliyor. Ya da evde şık pijamalar giymek gibi. Akşam gelecek sevgili için giyinmek yemek hazırlamak gibi :)) Kendime özen gösteriyorum tıpkı başkalarına değer verdiklerime özen gösterdiğim gibi.
24 Şubat 2012 Cuma
Yalan dünya...
Bu hafta ciddi rahatsızdım. Pek çok da şahidim var mesela doktorlar :)).Ev arkadaşım Petoşum peşimde koşturup duruyor. Ayrıysak saatlerce telefonda konuşuyoruz çünkü onun sesi bana iyi geliyor benim sakinliğim onu durduruyor. Bu arada arkadaşlar arayıp iki ayağımı bi papuca sokuyor. Petoş'la konuşorum eee saatlerdir kimle konuşyorsun diye hesap sormalar falan bi aksiyon bir saçmalık gırla gidiyor. Dur bir ziyeretine gelimleri engellemek için farklı bahaneler uyduruyorum. Eee bi süre sonra iş sarpa sarıyor.Bu ev arkadaşımın eski belası bize bela olmayı başarıyor. İşin garibi şu ki herif Peto'ya benim gibi birinin olmadığını söylemiş. Kadın da bakmış olacak gibi değil hem kendine hem ona benim varlığımı ıspatlıyacak :)) Seni şimdi daha iyi anlıyorum pskolog arkadaşım uleeen ne salakça deyip durduydun.
Yahu kadın diyorum savunma kendini yok illa ispatlıyacak. Benim eski hallerim. Benim gençliğim benim kaybolan saçmalıklarımı görüyorum Peto'da. İçim acıyor kalbim buruluyor. Çabaladıkça hasta ruhların onu nasıl zehirlediğine şahit olmak, yakınlarımın bana acımasını yaşıyorum. Adam kafasında kuruyor bir sürü şey kuruyor sen ağzınla kuş tutsan fayda etmez güzelim. (Bu güzelim lafına ekstra gıcığım hele ki bak güzelim le başlayan bir cümle beni benden alıyor ıyyyk).
Kafasında kurmuş diyom seni dinlemez diyom yok anam yok kadın tutturdu eee ben doğru söylüyorum inansın. Yavrum inanmazssa inanmasın kime ne? Sana hasta muamelesi yapanı takmıyacaksın. Erkek milleti önce seni delirtmek için elinden geleni yapar delirince de ahanda deli bu der. Kendi yaptığı her tür manyaklık cool olur sen deli. Bırak allah aşkına ne ıspat edeceem ister inanır ister inanmaz. İnsan ilişkilerinde zarar vermekle ölçü alırım. Ben birine zarar veriyo muyum vermiyo muyum ona bakarım. Yalanım ya da kendi doğrumdan nasıl zarar gördün allah aşkına hacı yaaa. Kadın olarak senin namusunu mu kirlettim kalbini mi kırdım ha ne yaptım sana? Sen beni kır, yok kafana göre ihmal et ardından benden her olayıma ıspat iste. Yok anam böyle rezalet.
23 Şubat 2012 Perşembe
Özgürce sevmek...
Bu aralar kendime sözüm var aşk meşk olayları hakkında düşüneceğim. O kadar embesilimki mevzuyu kavrayamıyorum bi türlü. Aşık olmuyor değilim oluyorum ama bi sürü felaket üst üste geliyor. İlk günler müthiş özlüyorum sürekli görmek istiyorum. Bin türlü aksilikler peşimde bir araya gelemiyoruz. Sonra bende bir sıkıntı bir bunalma manita sürekli burnumun dibinde üflemek püflemek kar etmiyor. Başlıyorum arıza çıkarmaya, yok anam ne istediğim belli değil kapris üstüne kaprisler çekilmez haldeyim. Allaam benden bir an evvel bıksada ayrılsak modu. Uzun sürdüremiyorum o yüzden. Taam arıza bende ama bitince de üzülüyorum.
Hepsinin gönlümde yeri vardır hep zamanında bitirmeyi başarabilirim. Hatta yolda karşılaşssak hemen hemen hiç birine kafamı çevirmem allah belanı versin derim.
Mamamafih bu günlerde başım bir dumanlı ki sormayın. Gözüm bir şeycikler görmüyor. İçimde daha evvel hissetmediğim ılık bir hüzün de var. Nereye gitsem aslında ben orada değilim. Kalbim kilometrelerce uzakta.. Hep kendimi birini düşünürken, özlerken bulveriyorum. Başımı çevirdiğimde görebileceğimi sanarak yanılıyorum sokaklarda. İçimde ahhlar dolu. Ancak geçecek alışacak bu beden bu duygulara eminim. Bu böyle gitmez diyorum. Ahhh oğluşumu çok özlüyorum yavvv. Aşk denince aklıma başka biri gelmiyor mesela.
Hayatım boyunca romantik olamadım. Bir çiçekle börtü böcekle mululuğu yakalıyamadım. Öyle mum ışığı olsun müzik olsun beni kesmedi. Hele dans olayı hepten racona ters. Nedir kardeşim onca kişinin arasında kıvrılmak savrulmak ayıp valla. Ama aşıksam ebleh ebleh gülümserim salak salak mutlu olurum her şeye. Sonunda buldum ben hayatı ancak aşıkken seviyorum. O yüzden oğlum doğduğundan beri bam başka hallerdeyim. Aşk çocuğu minik bebeğim şimdi kocaman biri oldu. Babasıyla yaşamak üzere beni terk etimiş bulunmakta. Her gün arasam da sesini duysam da kokusunu gülüşünü çok özlüyorum.
Konuyu illa bir yere bağlamadan gitmeyim : Sevmek güzel bir şey kendi özgürlüğünü vermeden, onun özgürlüğünü almadan sevmek dilerim hepinize.:))))
Hepsinin gönlümde yeri vardır hep zamanında bitirmeyi başarabilirim. Hatta yolda karşılaşssak hemen hemen hiç birine kafamı çevirmem allah belanı versin derim.
Mamamafih bu günlerde başım bir dumanlı ki sormayın. Gözüm bir şeycikler görmüyor. İçimde daha evvel hissetmediğim ılık bir hüzün de var. Nereye gitsem aslında ben orada değilim. Kalbim kilometrelerce uzakta.. Hep kendimi birini düşünürken, özlerken bulveriyorum. Başımı çevirdiğimde görebileceğimi sanarak yanılıyorum sokaklarda. İçimde ahhlar dolu. Ancak geçecek alışacak bu beden bu duygulara eminim. Bu böyle gitmez diyorum. Ahhh oğluşumu çok özlüyorum yavvv. Aşk denince aklıma başka biri gelmiyor mesela.
Hayatım boyunca romantik olamadım. Bir çiçekle börtü böcekle mululuğu yakalıyamadım. Öyle mum ışığı olsun müzik olsun beni kesmedi. Hele dans olayı hepten racona ters. Nedir kardeşim onca kişinin arasında kıvrılmak savrulmak ayıp valla. Ama aşıksam ebleh ebleh gülümserim salak salak mutlu olurum her şeye. Sonunda buldum ben hayatı ancak aşıkken seviyorum. O yüzden oğlum doğduğundan beri bam başka hallerdeyim. Aşk çocuğu minik bebeğim şimdi kocaman biri oldu. Babasıyla yaşamak üzere beni terk etimiş bulunmakta. Her gün arasam da sesini duysam da kokusunu gülüşünü çok özlüyorum.
Konuyu illa bir yere bağlamadan gitmeyim : Sevmek güzel bir şey kendi özgürlüğünü vermeden, onun özgürlüğünü almadan sevmek dilerim hepinize.:))))
21 Şubat 2012 Salı
Ah yapmayacaktın bunu bana yapmayacaktın :)
Oldu bitti kitap okumayı severim ohalde ki annem okuma yazma bilmediğimde nasıl vakit geçirdiğimi bilmediğini söylerdi. Tabi fotoğrafı görünce pek çok hatunun kitap okuma isteği artacak diye düşünüyorum.
Geçenlerde Taksime çıkayım dedim beni bilen her kes taksimde yalnız yürüyemediğimi söyleyecektir. O yüzden sadık bir arkadaşa 100 kere falan telefon ettim 'bak şu saatte şurdayım mutlaka beni karşıla' diye çünkü başıma gelecekleri biliyorum. Allah için bir kerede beni yanılt evren yok anam hep aynı şeyler oluyor. Tabide arkadaş o satte orada olamadı bütün İstanbullular gibi gecikti. Eeee ne var bunda diyeni vururum bekleyin.
Sonra ilk 5 dk dayanabildim ama allaaam kalabalık üstüme üstüme geliyor kendimi bulduğum ilk çay içebileceğim yere attım. Bekle bekle ne gelen var ne giden. Belki inanmayacaksınız yaklaşık 45 dk sonra geldi arkadaş demeye utandığım şahıs. Bir pişkinlik öleceem. İntikam almalıyım ama ne yapacağımı şaşırdım. Başladım ağlamaya ama nassıl ağlıyorum göreceksiniz sanki az evvel annesi ölmüş bebeyim. Ağladıkça duramaz oldum resmen böğürüyorum. Millet dönüp dönüp arkadaşa ters bakışlar atıyor. Bu utandıkça ben ağlamayı arttırıyorum. Yahu sus diyor. Dinlermiyim çemkirmem gereken şeyleri bir bir sayıp döküyorum. Sen beni yıllardır tanıyorsun ne kadar tırsak olduğumu bilirsin kalabalıkta yalnız yürüyemediğimi bilirsin ne demeye geç kalırsın adam. Ama bir yandan da şırıl şırıl göz yaşı döküyorum. Ay sinirlerim resmen bozuk. Bana çay kola çikolata bile fayda etmiyor.Hırsım bitmiyor. Bağıra bağıra çemkirmeye devam ediyorum. 'Bana bunu yapmayacaktıııın' Valla görseniz adamdan hamileyim de beni terkediyo sanırsınız. Ay o da pişman ama ben olayı abartmaya bayılırım. Hiç bir zaman aza kanaat etmedim. Canım özür dilerimler yok sana şunu bunu alacağım kandırmacaları işe yaramadı rezil rüsva ettim milletin içinde pişman da değilim olsa gene yaparım.
Neyse dedim ağlamam azalır gibi olunca bu beni tuttu kolumdan dükkandan çıktık. Hadi sana bir içki ısmarlayım dedi ki pis içerim :)) Keyfim azıcık yerine geldi. Ne demek yaa 45 dk insan hayatı için çok fazla zaman. Daha da içim hala intikam ateşiyle dolu. Ben bu intikam ateşiyle nasıl içiyorum gereceksiniz. Gecenin sonunda tabiiyice sarhoş ve neşeliydim. Lay lay lom çıktım. Bizim arkadaş müsvettesi de keyifli ohh gönlünü aldım edasında. Naan bir gıcık oldum ben buna yeniden başladım çemkirmeye. Zorla taksiye bindir di beni ben hala bağırıyorum 'Ah bana bunu yapmayacaktın' Taksi ilerleyince beni aldı bir gülme altıma edeceğim o derece.
Son söz :Sakın beni Beyoğlun'da Taksim'de tek başıma gezerken görmeyin pek iyi gelmiyor bana.
........................................................................................
Artık can yakma zamanı
Aldatılmak bir kadına bir daha kimse beni bu kadar incitemez duygusu verir. Sahici bir duygudur. Gerçekten de içiniz paramparça, yüreğiniz yangın da olsa çektiğiniz acı tarif edilemeyecek kadar zordur.
Kendimden biliyorum. Kötü yanı, asla bu acı geçmez; onunla yaşamayı öğrenirsin, iyi yanı sahiden de kimse artık size bu kadar büyük bir acı yaşatamaz. Zamanla baş etmeyi öğrenirsiniz. Hatta öz güvenini yeniden kazananlar bile olur. Bende uzun sürdü bu durum.
Sonraki aşamalar bana hep gülünç gelmiştir.
ULAN ALDATIYORSUN BENDEN GÜZEL OLSA BARİ: Yuh diyoruz bu evreye.. Sanki güzel olsa içimize su serpilecek, oh aldattın!
Ama helal olsun ilik gibi karıymış mı diyeceğiz. Unutun allah aşkına hemen sizde aldatabilirsiniz.
Yok, buna değecek adam lazım; demeyin, çünkü öyle biri yok.
KEŞKE :Her naneyi yemeseydim keşkeler başlar. Yok o kadar aşık olmasaydım keşke. Şunu yapmasaydım bunu etmeseydim keşke keşke... Ben sizi daha evvelden de uyarmıştım geçmiş değiştirilemez eziyet etmeyin kendinize...
AMAAN OLAN OLDU BARİ BURNUNDAN GETİREYİM: Benim pek yapmadığım ama hemcinslerimin hakkıyla yerine getirdiği bir evredir. Her şeyi erkeğin burnundan getirmek için ellerinden geleni ardına koymazlar. Neden tercih etmediğimi açıklayım; biri bana yapsa gıcık olurum yok onu sevme, beni sev, demek saçma bence..
Zamanla alışırsınız hatta aramızda aldatıldığını unutanlar olur. Aldatılmak erkek kadar kadınında canını yakar. Ancak yıllar sonra kendi adıma konuşayım bir şey anladım ki herifler balık hafızalı yeminle unutuyorlar.
Kadınlardaysa fil hafızası var yıllar geçse de ısıtıp ısıstıp önümüze koyabiliyoruz. Bir de manyak manyak sorular sorulur ki evlere şenlik. Bana bunu nasıl yaptın?
Uleyn şahsen bunun cevabını duymak bilem istemem. Ne demek lazım buna şey önce bacakarından tuttum sonra şöyle pozisyonlar yaptık derse valla kançıkar haberiniz olsun...
İlla mesaj felan vermem gerekirse diye bir cümle sarf edeyim dedim. Çok canım yandı artık can yakma zamanı.:)))
Kendimden biliyorum. Kötü yanı, asla bu acı geçmez; onunla yaşamayı öğrenirsin, iyi yanı sahiden de kimse artık size bu kadar büyük bir acı yaşatamaz. Zamanla baş etmeyi öğrenirsiniz. Hatta öz güvenini yeniden kazananlar bile olur. Bende uzun sürdü bu durum.
Sonraki aşamalar bana hep gülünç gelmiştir.
ULAN ALDATIYORSUN BENDEN GÜZEL OLSA BARİ: Yuh diyoruz bu evreye.. Sanki güzel olsa içimize su serpilecek, oh aldattın!
Ama helal olsun ilik gibi karıymış mı diyeceğiz. Unutun allah aşkına hemen sizde aldatabilirsiniz.
Yok, buna değecek adam lazım; demeyin, çünkü öyle biri yok.
KEŞKE :Her naneyi yemeseydim keşkeler başlar. Yok o kadar aşık olmasaydım keşke. Şunu yapmasaydım bunu etmeseydim keşke keşke... Ben sizi daha evvelden de uyarmıştım geçmiş değiştirilemez eziyet etmeyin kendinize...
AMAAN OLAN OLDU BARİ BURNUNDAN GETİREYİM: Benim pek yapmadığım ama hemcinslerimin hakkıyla yerine getirdiği bir evredir. Her şeyi erkeğin burnundan getirmek için ellerinden geleni ardına koymazlar. Neden tercih etmediğimi açıklayım; biri bana yapsa gıcık olurum yok onu sevme, beni sev, demek saçma bence..
Zamanla alışırsınız hatta aramızda aldatıldığını unutanlar olur. Aldatılmak erkek kadar kadınında canını yakar. Ancak yıllar sonra kendi adıma konuşayım bir şey anladım ki herifler balık hafızalı yeminle unutuyorlar.
Kadınlardaysa fil hafızası var yıllar geçse de ısıtıp ısıstıp önümüze koyabiliyoruz. Bir de manyak manyak sorular sorulur ki evlere şenlik. Bana bunu nasıl yaptın?
Uleyn şahsen bunun cevabını duymak bilem istemem. Ne demek lazım buna şey önce bacakarından tuttum sonra şöyle pozisyonlar yaptık derse valla kançıkar haberiniz olsun...
İlla mesaj felan vermem gerekirse diye bir cümle sarf edeyim dedim. Çok canım yandı artık can yakma zamanı.:)))
20 Şubat 2012 Pazartesi
Bunal bunal nereye kadar?İçimi açacak kafamı aydınlatacak bir ışık lazım oldu. Erinmedim kalktım ışık yakmaya gittim gittim uleyn meğersem ışık zaten yanıyormuş ben göremiyormuşum.Gözümü açmam yetti. Bazen insan karanlık sanıyor ya ortamı belkide gözlerimiz kapalı diye düşünüyorum.Tehlikeli olan gözlerimizi başkaları kapatabiliyor zaman zaman ve biz o başkalarını bile göremiyoruz.
Bulanık hatıralar, miğde bulantısı, baş ağrıması geçti kusmalar başladı.Parmaklarım durmuyor yazmadan yapamıyorum.İçimde biriktirdiğim öfke çok pis çıkacak
Bulanık hatıralar, miğde bulantısı, baş ağrıması geçti kusmalar başladı.Parmaklarım durmuyor yazmadan yapamıyorum.İçimde biriktirdiğim öfke çok pis çıkacak
Paradoksal
Allaaam saatlerce yürüdüm bu sabah sabah dediğime bakmayın öğlen oluyordu kalktığımda ama mevzuu o değil.Dağ taş gezdim allah razı olsun manzara çok güzel allahın şelalesiydi yok börütsü böceğiydi güzel ama ben ne anlarım uleyn dağdan taştan eblek eblek sırıtıyorum içimde 'uleyn ne işin var ne geziyon buralarda' duygusuyla başetmek zor.
Bir de çok ulvi şeyler düşünüyormuşum gibi bir cool haldeyim ki sormayın.Kişilik olarak tembellim bırak yürümeyi çok yoruluyorum diye yemek yemem.Taam sağlıktı spor du olaylarına gireceğim kararlıyım ama bu gün o gün mü ben çelişkideyim sahiden.Bir yandan tırnağım saçım başım nasıl görünüyorum derdindeyken inanın konsantre olamıyorum.Bir deli olduğum durumsa su sesi her ne kadar güzel olsada kulağımda kulaklık olmalıydı. Bi müzik neyim dinlemeliydim. Sıkıcı kişiliğim hiç bir sakınca görmeden kendini gösteriyo delireceem.Elimde fotoğraf makinesi her şeyi çekiyorum. Çiçekti böcekti kaç açıdan manyak manyak çekiyorum.(Ne işime yarayacaksa) Kendim kendimi ikna etmeye de uğraşıyorum (yahu ben boğa burcu biriyim doğayı toprağı felen severim)Yok anam içimde bir metropol manyağı canlanmış her bir boka burun kıvırıyor.Neyse az gittik uz gittik dere tepe düz gittik (resmen abartmıyorum valla) inanılmaz olan gerçekleşti muhteşem bir manzara gördüm. İçimde bir ferahlık bir rahatlama allaam sana geliyorum halleri yürüyüş bende bam başka duygulara neden oldu.(Belkide oksijen feylan çarptı.)Ya üstüme bir yumşaklık çöktü anlatamam
beni bilen bilir ağlak bir tip değilim resmen duygu yoğunluğundan ağlıyacaaam.Yok aslında ağlıyacaam da ne hissediyorum ne düşünüyorum onu anlamıyorum.Ulan var ya ben insani duygu mevzuunda resmen zayıfım bu konuda çok okumalıyım ve çalışmalıyım. Gerçi bu konuyu kitaptan öğrenmek de zoruma gidiyor ama bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp şiarıyla hareket ediyorum durumu kurtarmaya çalışıyorum.
Yazıyı bir noktaya bağlamadan buradan ayrılmak istemiyorum.Efendime söyleyim bu yürüyüşte en çok düşündüğüm şey çalışma koşullarıydı.Yıllar yılı çalışıyorum bünye itibarıyla sabah uyanabilen bir yaratık hiç olamadım.Taam gece geç yatıyorum o yüzden de sabah kalkamıyorum ama bence benim gibi bi sürü insan var.Devlet daireleri bazı kamu kurum ve kuruluşları bu sürü itibariyle yeni bir düzenlemeyle öğleden sonra çalışsak.Hani benim gibi insanlar Bünyesi nedeniyle hem verimli çalışamıyor hem de valla billa insan haklarına aykırı yahu.Zaten çalışma olayı bile bana başlı başına zul gelirken bir de sabahın köründe (yemin ediyorum bakın kargalar bilem uyuyor yaa) ne işimiz varsa bom boş binalarda yok çalışakmışız.(Yalan ben şahsen çalımıyorum o saatte ne çalışacağım yaaa)
Kısaca tembellik benim hakkım söke söke alırım ister gelin ister gelmeyin kendi eylemlerimi planlıyacağım.
Bir de çok ulvi şeyler düşünüyormuşum gibi bir cool haldeyim ki sormayın.Kişilik olarak tembellim bırak yürümeyi çok yoruluyorum diye yemek yemem.Taam sağlıktı spor du olaylarına gireceğim kararlıyım ama bu gün o gün mü ben çelişkideyim sahiden.Bir yandan tırnağım saçım başım nasıl görünüyorum derdindeyken inanın konsantre olamıyorum.Bir deli olduğum durumsa su sesi her ne kadar güzel olsada kulağımda kulaklık olmalıydı. Bi müzik neyim dinlemeliydim. Sıkıcı kişiliğim hiç bir sakınca görmeden kendini gösteriyo delireceem.Elimde fotoğraf makinesi her şeyi çekiyorum. Çiçekti böcekti kaç açıdan manyak manyak çekiyorum.(Ne işime yarayacaksa) Kendim kendimi ikna etmeye de uğraşıyorum (yahu ben boğa burcu biriyim doğayı toprağı felen severim)Yok anam içimde bir metropol manyağı canlanmış her bir boka burun kıvırıyor.Neyse az gittik uz gittik dere tepe düz gittik (resmen abartmıyorum valla) inanılmaz olan gerçekleşti muhteşem bir manzara gördüm. İçimde bir ferahlık bir rahatlama allaam sana geliyorum halleri yürüyüş bende bam başka duygulara neden oldu.(Belkide oksijen feylan çarptı.)Ya üstüme bir yumşaklık çöktü anlatamam
beni bilen bilir ağlak bir tip değilim resmen duygu yoğunluğundan ağlıyacaaam.Yok aslında ağlıyacaam da ne hissediyorum ne düşünüyorum onu anlamıyorum.Ulan var ya ben insani duygu mevzuunda resmen zayıfım bu konuda çok okumalıyım ve çalışmalıyım. Gerçi bu konuyu kitaptan öğrenmek de zoruma gidiyor ama bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp şiarıyla hareket ediyorum durumu kurtarmaya çalışıyorum.
Yazıyı bir noktaya bağlamadan buradan ayrılmak istemiyorum.Efendime söyleyim bu yürüyüşte en çok düşündüğüm şey çalışma koşullarıydı.Yıllar yılı çalışıyorum bünye itibarıyla sabah uyanabilen bir yaratık hiç olamadım.Taam gece geç yatıyorum o yüzden de sabah kalkamıyorum ama bence benim gibi bi sürü insan var.Devlet daireleri bazı kamu kurum ve kuruluşları bu sürü itibariyle yeni bir düzenlemeyle öğleden sonra çalışsak.Hani benim gibi insanlar Bünyesi nedeniyle hem verimli çalışamıyor hem de valla billa insan haklarına aykırı yahu.Zaten çalışma olayı bile bana başlı başına zul gelirken bir de sabahın köründe (yemin ediyorum bakın kargalar bilem uyuyor yaa) ne işimiz varsa bom boş binalarda yok çalışakmışız.(Yalan ben şahsen çalımıyorum o saatte ne çalışacağım yaaa)
Kısaca tembellik benim hakkım söke söke alırım ister gelin ister gelmeyin kendi eylemlerimi planlıyacağım.
14 Şubat 2012 Salı
Ne zaman fotoğraf çektirsem bir hüzün dolanıyor gözlerime
Sanıyorum ruhumu çalıyorlar makinalar
Canım yanıyor bakamıyorum gözlerine çocukluğumun
Kalbim kadar kırık hatıralar
Ve ne zaman yolum düşse tren garına aklımda hep kaçma
Düşlerim döşeniyor raylara
Gece düşlerim ayrı gündüz ayrı
Sadece tren aynı
Dönmeyecek diyor içimden bir ses sen dönmeyeceksin
Bir daha asla eskisi gibi olmayacak
Hem dönmek kurallara aykırı
N.A
Spor yapalım.
Bir ben var ki benden içerüü o ben değilim olamam...Ya kadınların kılığı kıyafeti yüz yıllardır devlet meselesi haline gelmiştir de bir allahın kulu uleyn erkek milleti rezil giyiniyorsunuz spor neyim yapın kadın miletinin de göz zevki var dememiş...Yok başörtüsü yok mini etek yok bilmem ne...
Benim hayalim bir gün kadınlarında erkeklerin kılığına kıyafetine karışması anacım.Yok sakal uzatma... Bununla mı dışarı çıkacaksın ayol sen beni rezil mi edeceksin... Canikom ben kıllı erkek sevmiyorum.. Biraz kilo versen diyorum... Göbekli erkek mi olurmuş aaa siz doğum bile yapmıyorsunuz kii doğaya ters... Dar pantolon sana yakışmıyor... Falan filan örnekler arttırılabilir mesela ben beyaz fanila satışına karşıyım mesela..
Üretimden bile kaldırılabilir.
Allaaam ya ne güzel havalar düzeldiderken yağmur başladı.İnanın spor yapamıyorum. Gerçi hava güzel olunca da yapmıyorum ama mevzuu o değil. Bu yıl kararlıyım spor denilen benim bünyenin hiç de alışık olmadığı bir şey deneyeceğim. Malumunuz bir ev arkadaşı edindim kendisi spor delisi bir kişilik. Bazı bazı neden ev arkadaşı bari eve bir kedi alsaydım diyorum. (Hakkını yemeyim kedi kadar sevimli )Hem yemekti bulaşıktı derken bi baktım kanıma girdi spor yapacağım. (Gülmeyin valla bak).
Benim hayalim bir gün kadınlarında erkeklerin kılığına kıyafetine karışması anacım.Yok sakal uzatma... Bununla mı dışarı çıkacaksın ayol sen beni rezil mi edeceksin... Canikom ben kıllı erkek sevmiyorum.. Biraz kilo versen diyorum... Göbekli erkek mi olurmuş aaa siz doğum bile yapmıyorsunuz kii doğaya ters... Dar pantolon sana yakışmıyor... Falan filan örnekler arttırılabilir mesela ben beyaz fanila satışına karşıyım mesela..
Üretimden bile kaldırılabilir.
Allaaam ya ne güzel havalar düzeldiderken yağmur başladı.İnanın spor yapamıyorum. Gerçi hava güzel olunca da yapmıyorum ama mevzuu o değil. Bu yıl kararlıyım spor denilen benim bünyenin hiç de alışık olmadığı bir şey deneyeceğim. Malumunuz bir ev arkadaşı edindim kendisi spor delisi bir kişilik. Bazı bazı neden ev arkadaşı bari eve bir kedi alsaydım diyorum. (Hakkını yemeyim kedi kadar sevimli )Hem yemekti bulaşıktı derken bi baktım kanıma girdi spor yapacağım. (Gülmeyin valla bak).
11 Şubat 2012 Cumartesi
Neden Olmasın?!Gecelerin en kötü yanı çabuk bitmeleri diye düşünürdüm şimdi keşke bir bitse diye düşünüyorum. Yalnızlık ve aşkın benzerliği gibi ikisinin de mantığı pek yok. Teorisi üretilemez ve yapılmamalıda zaten. Yaşanmalı ve bazen bitmeli acı verdiğinde bitmeli. Sıkıntı yarattığında da bitmeli ya da sadece bitmeli tadında kalmalı. Oysa ben ikisini de uzatıyorum beni öldürene kadar onlara yaşama alanı tanıyorum. Onlara tanıdığım imkân bana tanınmıyor.Her sabahki gibi uyanmak istemeyen ruhumu uyanıp kaçmak için çabalayan vücudum ayağa kaldırdı. Aralarında böyle anlaşmazlıklar sık sık yaşarlardı o yüzden alışığım bu duruma. Hatta benim ukala badenim sıkıcı ruhumdan bıkar kaçmak için çeşitli bahaneler üretirdi. Eh kaçamayınca da bana eziyet eder hasta olurdu. Dayanılmaz sabaha ve güne ekşi suratla başladımsa da çabuk kendime gelip sokağa fırladım. Tüm bu karmaşık dağınık fikirleri kafamdan atıp kalkıyorum.
Havanın serin olmasını fırsat bilerek, Küçüksaat’e doğru yol alan belediye otobüsünden bir iki durak önce indim. Bahar, çok da heveslenmeyin hemen gideceğim havası ile "-İşte yine ben geldim!" diye haykırıyordu... Huzur, Adana’da rahatlığının ötesinde bir anlam taşıyor, sanki hayatın içinden, karmaşanın tren raylarına dökülmesi gibi rutin bir ses ya da sessizlik. Kişiye göre değişiyor. Ya da sese tahammül düzeyine bağlı. Yüreğim, yaşanılanların hanesine yazılan otuz iki yıla meydan okurcasına, gençliğini haykırıyordu. Belki de şimdi yalnız olmam, içimdeki gençlik kıpırdanmalarının yok olmasını engelliyordur, kim bilir?
"İnsan yaşadığı yere benzer ." diyor ya şair ne de haklı. Kıpırdamak gelmiyor içimden şu serinlikte olmasa. Sıcak o kadar çok ki ta ruhumuza işliyor beynimizi sulandırıyor bu memlekette. İnsanların bir cumbanın desteğinde de olsa, gösterdikleri yaşama arzusu ve gönül yumuşaklığı karşısında, bugünün köşeli ve sivri mekânı, hayatı ve duyguları ne kadar da zavallı duruyorlar diye düşünmeden edemiyorum. Bizler, teknolojiye boğulmuş ne kadar da yeknesak insanlarız. Yaşamak istediklerimizi yüreğimize bastırıyor, sonra da mutluymuş gibi yapıyoruz.
Gideceğim yere vardım. Aradığım kitabın nerede bulunabileceğini tam olarak bilmesem de öğrendikten sonra, kendimi çok sevdiğim kitaplar arasında buluvermiştim. O kadar dalmışım ki, yanımda, bahar dalını andıran boyu, griye doğru yol alan yeşil gözleri ve derin bakışları ile beliren genç kadını ancak bana seslendiğinde fark edebilmiştim:
"-Affedersiniz, ceza hukuku veya yeni medeni kanunla ilgili kitapları nerede bulurum acaba?"
Benden; "ben burada çalışmıyorum kasaya sorun..." cevabını alan kadın, uzun süre kitapları karıştırdı; fakat belli ki aradığını bulamamıştı. Gözlerimle hem onu takip ediyor hem de elimdeki kitabı inceliyormuş gibi yapıyordum. Son derece güvensiz acemice bir kitap arıyordu kim için ya da ne için arıyor merak ettim. Gidip ona soracak cesaretim yoktu. Ama içimden çeşitli senaryolar yazıp bazıları ile de eğleniyordum. Mesela kadın boşanacak kendi haklarını öğrenmek istiyor. Kocasını öldürecek kaç yıl yatacağına bakacak. Evli bir erkekle beraber adamı boşanmaya ikna edecek. En kötüsü de sanırım hatun hukuk fakültesinde okuyan biri ile beraber adama mahcup olmak istemiyor. Kafamdaki saçmalıklar giderek hız kazanmaya başlıyor yeter demek için kendime hâkim olmaya çalışıyorum. Derin derin nefes alıyorum.
Saatlerce bekleyebilir konuşmadan günler geçirebilirim. Ama artık sabrımın bittiği yerde öfkeden kudurur söylenmeyecek şeyler söyler ve yapılmayacak çılgınlıklar yaparım. Kötü haber şu ki sabrım bitti. Hem de aylar önce ama ben hala çıldıramadım deliremedim oysa buna çok ihtiyacım var sabrımın sınırları genişlemiş olabilir ya da içinde öfke duyacak kadar kimseyi sevemez olmuşumdur.
Nefesim sıklaşıyor içim daralıyor kadının varlığı ve kitapçının basık salonu beni dışarı itiyor. Çakmak Plaza’nın içinde kahve içecek kitaplara geri dönecekken fark ediyorum ki aradığım bir şey var ama bu kitap değil. Neredeyse koşarak çıkıyorum. Hemen yan sokağa geçip dolmuşa biniyorum. Seyhan nehrinin sakin sularına bakarken çabuk biten yolculumu piyasa yapılan yerde yürüyerek tamamlıyorum. Avucumun içine 10 lirayı hazırlıyorum satıcı bana hiç bakmaz ama tanır parayı uzatıp minik paketi alıyorum. Yeniden kısa bir nefesimi dinliyorum hava hala serin eve gitmeliyim hep öyle yaparım. Evde rahatça içerim artık. Bu yasa dışı küçük keyfim için eve yollanayım. Yavaşça yürürken Seyhan nehrini seyrediyorum içimden hemen şuracıkta paketi sarıp içmek ve kendimi sulara bırakmak geliyor. Kısacık bir an. Ama o an duruyor hayat. Anlam kazanıyor yaşamak. Neden olmasın diyorum kendi kendime. Aklı başında olmaktan vaz geçmek neden olmasın?
Havanın serin olmasını fırsat bilerek, Küçüksaat’e doğru yol alan belediye otobüsünden bir iki durak önce indim. Bahar, çok da heveslenmeyin hemen gideceğim havası ile "-İşte yine ben geldim!" diye haykırıyordu... Huzur, Adana’da rahatlığının ötesinde bir anlam taşıyor, sanki hayatın içinden, karmaşanın tren raylarına dökülmesi gibi rutin bir ses ya da sessizlik. Kişiye göre değişiyor. Ya da sese tahammül düzeyine bağlı. Yüreğim, yaşanılanların hanesine yazılan otuz iki yıla meydan okurcasına, gençliğini haykırıyordu. Belki de şimdi yalnız olmam, içimdeki gençlik kıpırdanmalarının yok olmasını engelliyordur, kim bilir?
"İnsan yaşadığı yere benzer ." diyor ya şair ne de haklı. Kıpırdamak gelmiyor içimden şu serinlikte olmasa. Sıcak o kadar çok ki ta ruhumuza işliyor beynimizi sulandırıyor bu memlekette. İnsanların bir cumbanın desteğinde de olsa, gösterdikleri yaşama arzusu ve gönül yumuşaklığı karşısında, bugünün köşeli ve sivri mekânı, hayatı ve duyguları ne kadar da zavallı duruyorlar diye düşünmeden edemiyorum. Bizler, teknolojiye boğulmuş ne kadar da yeknesak insanlarız. Yaşamak istediklerimizi yüreğimize bastırıyor, sonra da mutluymuş gibi yapıyoruz.
Gideceğim yere vardım. Aradığım kitabın nerede bulunabileceğini tam olarak bilmesem de öğrendikten sonra, kendimi çok sevdiğim kitaplar arasında buluvermiştim. O kadar dalmışım ki, yanımda, bahar dalını andıran boyu, griye doğru yol alan yeşil gözleri ve derin bakışları ile beliren genç kadını ancak bana seslendiğinde fark edebilmiştim:
"-Affedersiniz, ceza hukuku veya yeni medeni kanunla ilgili kitapları nerede bulurum acaba?"
Benden; "ben burada çalışmıyorum kasaya sorun..." cevabını alan kadın, uzun süre kitapları karıştırdı; fakat belli ki aradığını bulamamıştı. Gözlerimle hem onu takip ediyor hem de elimdeki kitabı inceliyormuş gibi yapıyordum. Son derece güvensiz acemice bir kitap arıyordu kim için ya da ne için arıyor merak ettim. Gidip ona soracak cesaretim yoktu. Ama içimden çeşitli senaryolar yazıp bazıları ile de eğleniyordum. Mesela kadın boşanacak kendi haklarını öğrenmek istiyor. Kocasını öldürecek kaç yıl yatacağına bakacak. Evli bir erkekle beraber adamı boşanmaya ikna edecek. En kötüsü de sanırım hatun hukuk fakültesinde okuyan biri ile beraber adama mahcup olmak istemiyor. Kafamdaki saçmalıklar giderek hız kazanmaya başlıyor yeter demek için kendime hâkim olmaya çalışıyorum. Derin derin nefes alıyorum.
Saatlerce bekleyebilir konuşmadan günler geçirebilirim. Ama artık sabrımın bittiği yerde öfkeden kudurur söylenmeyecek şeyler söyler ve yapılmayacak çılgınlıklar yaparım. Kötü haber şu ki sabrım bitti. Hem de aylar önce ama ben hala çıldıramadım deliremedim oysa buna çok ihtiyacım var sabrımın sınırları genişlemiş olabilir ya da içinde öfke duyacak kadar kimseyi sevemez olmuşumdur.
Nefesim sıklaşıyor içim daralıyor kadının varlığı ve kitapçının basık salonu beni dışarı itiyor. Çakmak Plaza’nın içinde kahve içecek kitaplara geri dönecekken fark ediyorum ki aradığım bir şey var ama bu kitap değil. Neredeyse koşarak çıkıyorum. Hemen yan sokağa geçip dolmuşa biniyorum. Seyhan nehrinin sakin sularına bakarken çabuk biten yolculumu piyasa yapılan yerde yürüyerek tamamlıyorum. Avucumun içine 10 lirayı hazırlıyorum satıcı bana hiç bakmaz ama tanır parayı uzatıp minik paketi alıyorum. Yeniden kısa bir nefesimi dinliyorum hava hala serin eve gitmeliyim hep öyle yaparım. Evde rahatça içerim artık. Bu yasa dışı küçük keyfim için eve yollanayım. Yavaşça yürürken Seyhan nehrini seyrediyorum içimden hemen şuracıkta paketi sarıp içmek ve kendimi sulara bırakmak geliyor. Kısacık bir an. Ama o an duruyor hayat. Anlam kazanıyor yaşamak. Neden olmasın diyorum kendi kendime. Aklı başında olmaktan vaz geçmek neden olmasın?
9 Şubat 2012 Perşembe
Burçlara takmış durumdayım yeni tanıştığım birine ille burcunu soruyorum.Burcunu sevmezssem bütün gıcıklığım üzerimde burnundan gelene kadar elimden geleni ardıma koymuyorum.Sebebi değerli bir arkadaşım.Birinin burcunu sevmezsse hemen harekete geçiyor.Beynimi yiyor, bırak kardeşim belki ben aşık olucaaam, herifi çocuklarımın babası yapıcaam yok anam elinden kurtulamıyoruz.Tabe olumsuz enerji karşımdaki bir hata yapar yapmaz gözlerini kısıp :'Ben sana demiştim zaten bu aslan burçları hep böleeee...koçlar zaten çekilmezzzz... boğalar ukala olur...yengeçler bencillll...Ben salak salak herkese burç sorar oldum allahtan başaklara lafı yok arayıp tarayıp bir başak bulamazssam yakında yapayalnız ölüp gideceğim.(gerçi bulsam ne olucaak oda ayrı mevzuu ya benimki züğüürt tesellisi)
Kahve falına düşmüş gibiyim.Karanlıkta şekilsiz bir dünyada yaşayıp gidiyorum.Geleceğim de geçmişimde belli ama muğlak işte :(
5 Şubat 2012 Pazar
Naan dedim korkunun ecele fayidesi yok hemen cesaretimi topladım dövmemi yaptırdım.Taaam çok korktum canım yandı falan ama ben beğendim yahu.Bütün vücudumu dövme ile kaplayabilirim.
Hava nihayet güzelleşti ada hareketlendi bisiklete binen manyakları saymazssak bende mutluyum.Bi kere çayımı termos bardağımı ve ada sokaklarında serseriliği özlemişim.Uyanınca ilkönce soluğu sarıyer börekçisinde alıyorum.Sonra sahilde martıları seyredip gıcık oluyorum hepsi kedi büyüklüğünde berbat sesleri var bir de inanmazssınız ama miyavlayanını bilem görmüşlüğüm var kişiliksiz geliyor martılar bana kargalara hastayım son zamanlarda çirkin ama sempatikler valla bak.
Hava nihayet güzelleşti ada hareketlendi bisiklete binen manyakları saymazssak bende mutluyum.Bi kere çayımı termos bardağımı ve ada sokaklarında serseriliği özlemişim.Uyanınca ilkönce soluğu sarıyer börekçisinde alıyorum.Sonra sahilde martıları seyredip gıcık oluyorum hepsi kedi büyüklüğünde berbat sesleri var bir de inanmazssınız ama miyavlayanını bilem görmüşlüğüm var kişiliksiz geliyor martılar bana kargalara hastayım son zamanlarda çirkin ama sempatikler valla bak.
3 Şubat 2012 Cuma
Bir sevgilim olsa 'beni ne kadar seviyorsuuuun ?'diye başının etini yesem diyorum.Yeminle kötü niyetim yok sırf merakımı celbediyor sorunun cevabı.
Epeydir soğuk, adada manyak manyak gezme tozma ,evlere falan bakma ,bilmediğim bahçelerde çay içip kitap okumalarım azaldı doğal olarak bunalımdayım.
Bloğumu okuyan arkadaşlardan duyduğum en fazla eleştri imla kurallarına uymadığım yönünde o yüzden artık daha özenli davranmaya çalışsam da imla kurallarını bilmediğimden zorlanıyorum.
Şimdi konudan konuya atlıyorum ama son günlerde dedim ya bunalımdayım.Bir de evim epeydir görmediği kadar misafir gördü 2 kadın arkadaşım bende kaldı.Oğlum ziyaretime geldi.Arada bir de uğrayan komşumu da ekleyince evde adım atacak yer kalmadığı günleri de gördüm ya gam falan yemem.
Epeydir soğuk, adada manyak manyak gezme tozma ,evlere falan bakma ,bilmediğim bahçelerde çay içip kitap okumalarım azaldı doğal olarak bunalımdayım.
Bloğumu okuyan arkadaşlardan duyduğum en fazla eleştri imla kurallarına uymadığım yönünde o yüzden artık daha özenli davranmaya çalışsam da imla kurallarını bilmediğimden zorlanıyorum.
Şimdi konudan konuya atlıyorum ama son günlerde dedim ya bunalımdayım.Bir de evim epeydir görmediği kadar misafir gördü 2 kadın arkadaşım bende kaldı.Oğlum ziyaretime geldi.Arada bir de uğrayan komşumu da ekleyince evde adım atacak yer kalmadığı günleri de gördüm ya gam falan yemem.
12 Ocak 2012 Perşembe
Günlük faaliyetler
Epeydir yemek yiyemiyordum allahtan iki gündür fena değilim.En azından ölmeyecek kadar yemeye başladım.Topluca cinnet geçiremeyen bir milletin unsuru olarak çok merak ediyorum bir gün ülkemin güzide evlatları yeter uleeeyn der mi?Bir allahın kulu da benim kadar şu martı sesinden rahatsız oluyor mu?(Bu konuda kendimi çok fazla özel buluyorum çünkü).Bu ülkede yakışıklı erkekler de var mı?(Varsa neredeler?)Yani çok ulvi sorularımın cevabını bir Tibet keşişi edasıyla cevaplar ararken kaçak çay içmek bana gerçek zevk veriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





